📣 SON HABERLER

[fortunaTV][bigposts]

📺 MEDYA HABERCİSİ

[tv][bsummary]

🎬 SİNEMAGAZİN

[sinemagazin][bsummary]

💎 MODERNİZE

[modernize][bsummary]

🔬 AKTÜEL | BİLGİSEL

[Bilgisel][bsummary]

🎵 MÜZİKALİTE

[müzikalite][bsummary]

🏆 SPOR HABERCİSİ

[spor][bsummary]

▶️ VIDEO

[video][bigposts]

✍️ KÖŞE YAZARLARI

[Köşe Yazarı][twocolumns]

HOLLYWOOD'TA FİLM KLİŞELERİ

Amerikan Filmleri’nde hiç değişmeyen bazı unsurlar vardır. Gözlemlediğim tüm komik yönleri bir senaryo gibi birleştirerek, Hollywood'un saçmalıklarını uyduruk bir hikaye olarak görelim. Okurken film gibi gözünüzde canlandırın diye bazı fotolar kullandım. 


Başrol oyuncumuz Paris'te oturan başarılı bir dedektiftir. Doğal facianın tehdidindeki bir Amerikan kentine göreve çağrılır. Başrol oyuncumuz hemen yola çıkar. (Eğer filmde Paris varsa, çekimin yapıldığı her yerden Eiffel Kulesi'ni görebilirsiniz. Yani, Paris'in her yeri Eiffel manzaralıdır.) Neyse, oyuncumuz uçağa biner, tabii ki uçakta mutlaka güzel bir melez hostes vardır. Yolculuk güzelce devam ederken aniden bir şey olur. Ya motor bozulur ya da uçak kaçırılır. Başrol oyuncumuz, hostesin de yardımıyla her şeyi yoluna sokar. Ancak uçak düşmek üzeredir. Kontrol kulesine S.O.S çağrısı yapılarak, talimatlar alınır ve başrol oyuncumuz, uçağı sağ salim yere indirir. (Yani herkes uçak kullanabilir. Yeter ki kontrol kulesi oyuncumuza talimat versin.) 

Artık, gideceği görev yerine geç kalan oyuncumuz, acele bir şekilde belediye başkanını arar. Ancak, aceleyle bir telefon edilmesi gerekirse, oyuncumuzun parmaklarına dikkat edin, daima 5-5-5 tuşlarına basarak numarayı çevirir. (Yani, tüm telefon numaraları hep 5-5-5 diye baslar.) Görüşme bitince, hemen taksiye binen oyuncumuz gideceği yere gelir. ''Borcum Ne Kadar?'' demez. Taksiden inerken, asla cüzdana bakmaz, cebinden çıkardığı herhangi bir para, kesinlikle ücreti karşılar. Zaten fazlası kalırsa da, ''Üstü kalsın'' der. Oyuncumuz taksi işini de halledip, belediye başkanının yanına gider. 


Eğer bir kent, doğa faciası tehdidi altındaysa, o kentin belediye başkanı her şeyden önce bu facianın turizme yapacağı etkiyi düşünür. Belediye başkanının mutlaka büyük bir yolsuzluk ihmali de söz konusudur. Oyuncumuz, bu görüşmeyi de halleder. Belediye başkanının kirli işlerini ortaya çıkarmak için, bazı araştırmalara başlar. Bu filmlerde, dedektiflerin tamamı soruşturma yaparken mutlaka striptiz barlarına uğrar. Hatta bu barlar ve sahne 7-24 gündüz bile açıktır. (Bu tür barlar, öğlen 14.00 civarından önce açılmaz. Hele ki sahne, akşam olmadan programa kesinlikle başlanmaz. Yalnızca İskandinav ülkelerinde iklimden dolayı bu tür barlar gündüz de açıktır. Amerika'ya ne oluyor anlamadım!)


Neyse, başrol oyuncumuz barlarda dansçıları izleyerek araştırma yaparken, kavga dövüş, çatışma olur ve bizim adam yaralıdır. O anda 2 saldırganın bir haneye tecavüz haberi gelir. Saldırganlardan biri öldürülmüş, diğeri kaçmıştır. Olay yerinde polisler ve dedektifler, 1-2 tanesi resmi, diğerleri sivil olmak üzere araçlarını park ederler. Başrol oyuncusu, olay yerine kesinlikle sonradan gelir. Kalabalık ve bir sürü araç trafiği içinde, başrol oyuncumuzun arabası için kesinlikle boş bir yer bırakılmıştır. Oyuncumuz da bu boşluğa aracını park eder. Onun araçtan inmesiyle birlikte, diğer tüm polisler rapor vermeye başlarlar. Fakat burada önemli bir nokta var; (Her polisin elinde muhakkak suretle bir bardak kahve vb. içecek vardır). 


Oyuncumuz yüzü kapalı olan cesedin yanına yaklaşır ve örtüyü açarak; ''Aman tanrım'' der. Bazen de hemen kusar (Kahvenin etkisiyle herhalde…) Cesedin yüzü örtülür ve oyuncumuz da bir karton bardak içecek alır (sabah öğlen akşam her dakika kahve…) Elinde içeceğiyle birlikte, olaydan kurtulan ''KADININ'' yanına gider. Evet, bu kişi kesinlikle güzel bir kadın ya da uçaktaki hostestir. Ambulansın arka kısmında, bir doktorun kontrolünde, kesinlikle elinde bir bardak kahve ve üstünde battaniye sarılmış şekilde titreyerek oturur. Oyuncumuz, hostes kadının yanına gelip bilgi alır. Kadına der ki; ''Ben sizi koruyacağım.'' 


Hostes kadın, uçak yolculuğundan unutamadığı esas oyuncumuzu hasretle beklemiş gibi acilen beraber eve giderler. Adam yaralı olduğu için kadın hemen oyuncumuza pansuman yapmaya başlar. (Başrol oyuncusu 5-6 yerinden bıçaklansa ya da yaralansa hiç acı çekmez. Ama güzel bir kadın, erkek oyuncumuzu pansuman ediyorsa, adam acıdan kıvranır.) 


Oyuncumuzun yarası sarılınca hemen yatağa geçerler. Erkek oyuncumuz hostes kadını evinde bir güzel korur. Hem de aklınıza gelebilecek her şekilde, birlikte yatarlar, ona sarılır, öper, koklar ve korunmak için gerekli olan her şeyi yapar. Ne koruma ama! Korunuyordur inşallah. (Her yatak sahnesinin sonunda, yorgan ve battaniyenin hangi kısımları örteceği bellidir: Kadının omzuna kadar, erkeğin de beline kadar.) Kadın duş almaya gider ama hala çok bakımlı görünür. (Başrol aktrisinin ruju, duş alsa ya da adam onu öpse bile silinmez. Pas parlak durur. Kalıcı ruj kullanıyor galiba.) 


İşte bu kadar yakın koruma olunca başrol oyuncumuz, hostes kadınla beraber çalışmaya başlar. (Nedense hostes işine gitmez, adamla gezer…) Sonuçta katil eve gelir. Biraz çatışma, biraz boğuşmadan sonra, suçlulardan diğeri yakalanır. En önemlisi de hostes kadın ve başrol oyuncumuz artık sevgili olmuşlardır. Filmin finaline doğru, siren sesleri ve telsiz konuşmaları eşliğinde ELİ KAHVELİ ADAMLAR gelerek, başrol oyuncumuza; ''Acil görev çağrısı'' yaparlar. (Biliyorsunuz, şehir tehdit altındaydı). Her görev bu adama veriliyor. Başka adamları yok. 


Bir süre sonra, olayların büyük bir bölümü gerçekleşir ve şehrin bir kısmı zarar görür. Yıkıkların arasında, korkmuş bir köpek vardır. Oyuncumuz onu sever ve yanına alır. Daha sonra büyük olaylar meydana gelir ve oyuncumuz yaralı bir şekilde göçük altında mahsur kalır. Bu arada akıllı köpek Lucky, oyuncumuzun kokusunu alarak gelir ve kurtarır. (Filmlerdeki hayvanlar, asla ölmezler. Hatta sahiplerinin hayatını kurtarırlar.) Artık, başrol oyuncumuz olayları sona erdirir. Ancak, bu başarıyı Belediye Başkanı kendine mal eder. O da olmazsa, belediye başkanı tutuklanır. 


Sonra, adam geri dönüş uçağına biner. Tabii ki başrol aktrisi de o uçakta hostestir. Kadın arkadan gelir ve başrol oyuncumuzun kulağına eğilerek der ki; ''Bir şey alır mısınız efendim?'' Adam da arkasına döner, bir bakar ki, bizim melez hostes. İşte o anda görüntü donar ve film biter. Eğer o anda bitmezse emin olun, uçak inince havaalanında öpüşürlerken film biter. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Düzgün dille ve hakaret içermeden yazılan yorumlarınız, editör onayından sonra yayınlanmaktadır. www.fortunaTV.com

📡 TV KANALLARI