MEDYA HABER
Search

CAN ERZİNCAN TV SATILDI İSİM VE İÇERİK DEĞİŞTİ


Bazı haberler vardır ki, ''İLK BİZ YAYINLADIK'' demenin hiç önemi yoktur. Bu da öyle bir haber. Medyada olan biten ne varsa herkesten önce haberimiz olmasına rağmen, etik ilkelerimiz gereği hemen duyurmak gibi bir derdimiz yok. Bir kaç ay önce gelen bir telefonda Can Erzincan TV'yi satın alan yeni sahibiyle tanışıp görüştüm. Şimdilik ismini ve detayları vermiyorum ama televizyon kurmakla ilgili bana danışmak istedikleri her konuda kendilerine yardımcı olmuştum. Aralık 2017'nin ilk haftasında RTÜK lisans yenileme çalışmalarına başladıkları için yeniden görüştük. Şu anda RTÜK için yeni evrakları hazırlıyorlar. Yine çok fazla bilgi vermeyeceğim ama farklı bir yayın içeriği planlandığını belirtebilirim. Tematik yayını tercih eden kanalın ismi değişecek. Yeni ismini de biliyorum ama henüz paylaşmayacağım. ''Türkiye'deki tüm Belediyelere odaklı haber kanalı olacak ve HD olarak yayına başlayacaklar.'' Şimdilik bu kadar bilgi yeterli. Gerektiği zaman diğer detayları vermeye devam edeceğim. 

CAN ERZİNCAN TV KAPATILMA SÜRECİ 
Can Erzincan TV konusuna her zamanki gibi televizyonculuk penceresinden bakacağız. İlk defa yazılarımıza rastlayıp ''Taraflı'' yakıştırması yapmamanız için diğer yazılarımızı da incelemenizi tavsiye ederek konuya başlayalım. Aslında ben bu yazıyı geçen yıl yazacaktım ama 29 Ekim 2015 sonrası BugünTV, KanalTürk, STV vs. konuya dahil olunca karışmamak adına vazgeçmiştim. Eğer o günden önce yazsaydım, yazımın başlığı ''Can Erzincan TV logosu İsrail Bayrağını Andırıyor'' şeklinde olacaktı. Farkına varmadan yapılan bu hatanın düzelmesi için logosundan yola çıkarak kanalla ilgili bilgiler ve tavsiyeler verecektim. Çünkü ilk bakışta özellikle hareketli logoda 'CAN' kelimesinin ''A'' harfi mavi bant arasında yıldız gibi gözüme çarpıyordu. ''Yahu farkında değiller galiba, bir yazı yazayım da düzeltsinler'' diye düşünmüştüm. Bir de reklam kuşaklarında logo değişimi yaparak ekranda sadece E harfinin kalmasının RTÜK kurallarına aykırı olduğunu yazacaktım. Kanalla ilgili genel bilgim de vardı ama her zamanki gibi araştırmamı da yapmıştım. Bir müşterimin kanal satın almak istemesi üzerine Can Erzincan için bütçe olarak da bilgim vardı. Emekli bir öğretmen, eski MÇP Erzincan Belediye Başkan adayı ve 2015'te Erzincan MHP Milletvekili adayı olan Recep Aktaş'ın sahibi olduğu Can Erzincan TV 2013 yılında zorluklarla kurulmuştu. Uydudaki şarkı türkü taverna ortamı ve canlı yayında krem vs. doğrudan satış reklamları yaparak ayakta kalmaya çalışan bir kanaldı Can Erzincan. O yetmezmiş gibi Kanal 24 isimli ikinci kanalını da açmıştı. Neden? (Doğrudan satış için ürüncülerin 'Aç abi biz reklam veririz. Tutmazsa 2 katına satarsın kanalı' diyerek aslında kendilerine platform oluşturduğu bir işleyişin sonucuydu o da). Sonuç noldu? Borçlar artmaya başlamış ve haciz tehdidi yaşayan kanallardan biri haline gelmişti Can Erzincan. Bu sebeple ''komşu kanal'' binasına taşıdığı cihazlarıyla diken üstünde yayın yapıyordu. Seyrantepe'deki mevcut binasının kirası 10 Bin TL civarıydı. Bunu nereden biliyorsun derseniz; ''TV Kanalı kurmak veya satın almak isteyenlerin ilk adresi olduğum için ''Bize kanal bul' diyen bazı yatırımcılar için Can Erzincan ve Kanal 24 görüştüğüm ilgilendiğim kanallardı. Bu yüzden bina kirası, frekans ücreti vs. bilgilerin hepsini biliyordum.'' Çünkü, borç batağında olan kanallara talip olmak maliyet açısından riskli. Her iki taraf için alan da satan da memnun olmalı. Peki bunları neden anlattım? Asıl konusuya geleceğiz de o yüzden! 

Can Erzincan sahibi Recep Aktaş'ın, bütün bu sıkıntıları yaşayan herkesin yapacağı gibi, ''Acaba nasıl bir çıkış yolu bulabilirim'' diyerek arayışa girdiği dönemde (29 Ekim 2015) KanalTürk ve Bugün TV ekibi de taşınacak bir kanal ve frekans arayışına girdi. Piyasada Can Erzincan ve Kanal 24'ün durumu bilindiği için yollar kesişti. Can Erzincan'da (13.06.2016) izlediğim 3 saatlik programda Tarık Toros dedi ki: ''29 Ekim'den sonra Recep Aktaş ile görüşmeye gittim ve her şey orada başladı.'' Evet her şey orada başlamıştı ve televizyonculuktan çok gazeteye yazarlık yapar gibi bir kanal ortaya çıkmaya başladı. Bu ne demek? Yani ekranda olmakla yazı yazmak arasındaki farkı anlayamadan yayın yapmak demek. Televizyonla gazeteyi aynı şeymiş gibi kullanmak demek! TV kanalı olmaktan çok siyasi parti binası gibi çalışmak demek! Ekrana çıkıp sırf muhalefet olabilmek adına Cumhurbaşkanına ve devlete sürekli sallayıp durmayı bir yayın ilkesi haline getirmek demek! Şimdi bu yazdıklarım hoşlarına gitmeyecektir ve hatta yandaş / candaş yakıştırmalarına hazır olunacaktır ama yazımın devamında beni daha iyi anlayacaksınız. 

12.06.2016 tarihinden itibaren kulislerde, ''Can Erzincan TV kapatılıyor mu? Kapatmayın'' başlıkları altında onlarca paylaşım, twitter kampanyaları vs. olunca ben de olaya tarafsız bir bakış yapayım istedim. Yaklaşık 3 saat boyunca Can Erzincan TV ekranlarında Recep Aktaş, Nazlı Ilıcak ve Erkan Akkuş'u çok dikkatli izledim. Aslında stüdyoda birlik olmuş gibi görünseler de ben orada 1 çaresiz (Recep Aktaş) ve 2-3 muhalefet (Erkan Akkuş, Tarık Toros, Nazlı Ilıcak) gördüm. Niye ikiye böldüm? Çünkü her iki tarafın da bu olaydan beklentileri dillerine farklı yansıdı. Recep Aktaş başlarda diyor ki; ''Ben MHP'liyim, benim cemaatle alakam yok. Erzincanlıların sesi olduk. Geldiler kapımızı açtık ve habercilik yaptığımızı hissettik. Farklı seslere yer verdik. Benim suçum ne? 30 kişinin maaşı ne olacak.'' diyor. Zaten suçlu da değil, bence sadece bir hata yaptı ve kanalın Erzincanla isminden başka bir ilgi alkası da yok aslında. (Yazının sonunda hatayı anlatıcam). Peki diğer taraf ne dedi. (Sosyal ağlardaki BugünTV'yi buradan izleyin kampanyalarını unutarak). Bütün gece boyunca, ''Biz cemaatte değiliz (Bu yapıya bağlıyız!). BugünTV'yi buraya taşımadık. Zaten imkansızlıklarla yayın yapıyoruz. Yazık değil mi bu emekli öğretmene. Yazık değil mi maaş alan insanlara'' vs. deyip stüdyoyu ve kamera arkasını gösterip vicdan üstünde durdular. İşte bu noktada; ''Bunlar kendilerinden başka televizyoncu yok zannediyor. Eski Can Erzincan ile şimdiki hali aynı mı? Her emekli öğretmen tv kanalı açacak para bulabiliyor mu? Bu iş bu kadar ucuz basit bir iş mi? Halk ekmek büfesi değil bu! Televizyon kanalı! İzleyiciyi inandırabilirsin ama meslektaşlarını kandıramazsın.'' diye isyan ettim. Şimdi en düşük tv kanalının maliyetlerini aşağıda yazacağım ve bir emekli öğretmen tv kanalını ayakta tutabilecek paraya sahip olabilir mi? Bakın, kararı siz verin ve yorumlara yazın. Hepsine samimiyetle cevap verebilirim.

Uyduda yayın yapan bir tv kanalı ne kadar maliyetli? 
Herkes tv kanalı açabilir mi? 

Burada belirteceğim fiyatları, her şeyin resmi (kaçak olmayan) yoldan yapıldığını düşünerek, en sıradan cihazlar ve giderlere göre (teknik konuşmadan herkesin anlayacağı bir dille) TL olarak vereceğim. Bakalım bu yazıyı okuyan herhangi biri kanal açacak para bulabiliyor mu? Şimdi, kanalın yayına başlaması için 10 yıllık RTÜK lisans taksiti, yayın masası (reji), kameralar, stüdyo, çalışanlar, bina kirası ve genel giderlerin hepsini en döküntü maliyetle hesaplayalım. 

RTÜK: 25 Bin TL (Yayın izni 250 Bin TL) + 
Yayın Masası (Reji): 250 Bin TL (Ekrandaki grafiklere göre) + 
Kameralar: 10 Bin TL x 4=40 Bin TL (4 kamera için) +
Stüdyo: 25 Bin TL (9 Led Ekran, pleksi, led ışık, mobilya vs.) +

Bilgisayarlar: 2000 TL x 10=20 Bin TL (Montaj, Çalışma Bilgisayarları, Ses Kayıt) +
Türksat: 50 Bin TL (Frekans) + 
Personel: 1500x30=45 Bin TL (30 kişi normalde 2-5 Bin'er TL) +
Bina Kirası: 10 Bin TL +
Diğer: 10 Bin TL (Elektrik, internet, su, benzin, araç, temizlik, yemek vs.) +


Şimdi hepsini toplayın 'TOPLAM KURULUM MALİYETİ': 700 Bin TL. Hadi ben sizin için bunun 100 Bin TL'sini sildim. Kaldı 600 Bin TL. Yani, Can Erzincan TV'yi 600 Bin TL'ye kursak. Bir de aylık giderleri hesaplarsak 100 Bin TL. Yani her ay 150 Bin TL gideriniz var. Buna bir de Kanal 24'ü ekleyin ve ikiyle çarpın! Kanallarda elle tutulur reklam yok, sponsorluk yok. Dünyada kaç emekli öğretmen 600 Bin TL'ye kanal kurup, ayda 150 Bin TL ödeyebilir? Hadi 600 Bini buldun kanalı kurdun da lütfen bir düşünün her ay cepten 150 Bin TL çıkacak bir işi bu şartlarda kim yapabilir? İşte anlatmak istediğim, bu parayı karşılayacak bir güç bulabilen kişi ancak bu işi yapabilir. O yüzden ekrana çıkıp ''Yazık değil mi bu emekli öğretmene'' diyerek drama çevirmeyin işi. Aklına düşen herkes bu işe kalkışamaz. Televizyonculuk pahalı ve lüks bir iştir. Hataları olduğunu kendinin de sorguladığını gördüğüm Recep Aktaş kendi başına yapmadı bu işi. Cemaati bir çıkış yolu olarak gördü ve işte orada kurban gitti. O gün izlediğim programda bunu hissettirdi. ''Bugün TV'yi taşıdınız'' derken size bunu anlatıyorlar. Cemaat kanadı ise bir ''dava'' uğruna yola çıkmış bu belli ama davalarda başına gelecek her şeye razı olarak yola çıkılır. Davalarda aslolan budur. BugünTV kapandığında çalışanların bazıları tercihini ''devam'' olarak kullandı. Saygı duyuyorum ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın her konuşmasında ''FETÖ ile sonuna kadar mücadele edeceğiz'' diye düşüncelerini ve olacakları açık açık ifade ettiğini dünya alem bilirken, şimdi gelinen noktada başa gelenlere razı ve hazırlıklı olmamanız pek mantıklı gelmiyor bana. Sizler Can Erzincan TV'ye geçtiğiniz gün ''Bunlar aynı üslupla devam ederse bu kanal da kapanır. Yazık kanalın sahibine'' demiştim. Mağdur edebiyatınız beni şaşırttı. 

CEMAAT KANALLARI NEDEN KAPATILIYOR? 
Hergün hükümete saldırarak devletin uydusunda yayına devam edebileceğinizi nasıl düşünürsünüz? Ben buna ''Kendi bindiği dalı kesmek'' diyorum. Cemaat destekçileri, bir yerle bağı olmadan sadece mesleğini yapan masum bir televizyoncu grubu olsaydı bugün yaşadıkları başa gelmezdi. Yine eleştirebilirdi, yine muhalefet yapabilirdi ama kapanma olayları olmazdı. Bunu nereden biliyorum? Çünkü geçmişte, TV5'in kuruluştan itibaren 8 yıl görev yaptım. Türkiye'nin en geniş yayın alanı ve en çok izlenen kanallarından birisi olduğu dönemlerde Yusuf Kaplan'ın Genel Yayın Yönetmeni olduğu dönemlerde de TV5'teydim. ''Kanalın demirbaşı'' derlerdi bana. İçini dışını en iyi ben bilirim. Size örnek olsun diye TV5'i anlatayım. Rahmetli Necmettin Erbakan yayına hiç karışmazdı ve hatta ''Sürekli uzun uzun Saadet Partisi haberleri vermeniz antipatik olur. Haberlere eşit ağırlık verin.'' dediğine bizzat şahidim. Fakat, yönetim bu görüşü hiçbir zaman yerine getirmedi. Net ifade edilmese de SP, AKP'ye gidenleri ihanetçi gördüğü için TV5'te ''Tayyip Erdoğan'ın ekranda görünmesi bile yasaktı ve zaten kendi izleyici kitlesi de görmek istemiyordu''. Ben 8 yıl TV5 ekranında haberlerde bile Tayyip Erdoğan'ı görmedim. Sözlü haberle, ''Başbakan kelimesi kullanılmadan'' kısaca geçiştirilirdi ve görüntüsü de asla yer almazdı. Yani cemaatten daha katı bir tutum vardı. Eğer şimdi cemaatin iddia ettiği gibi bir durum olsaydı ilk olarak TV5 kapatılırdı. TV5 ile Cemaat kanalları arasındaki en büyük fark, TV5'in eleştiri dozunu doğru ayarlamasıdır. TV5 hiç ağlamadı, sızlamadı ve doğruluğuna inandığı değerlere sadık bir şekilde kendi yayınına devam etti. Eğer durum benim anlattıklarımdan farklı olsaydı, sizden daha katı eleştiriler ve sert muhalefeti olduğu için TV5'e dokunulması gerekmez miydi? TV5 kapatılmadığına göre demek ki bu ülkede ''Basın Özgürlüğü'' var ve herkes sözünü söyleyebiliyor. Hazır TV5 demişken size küçük bir anımı daha anlatayım. TV5'in; ''Yapımcı, Yönetmen, Medya Planlama Strateji ve Medya İlişkileri görevlerini'' yürütüyordum. Yayın akışlarını da gazetelere ben gönderiyordum. Çok iyi izlenme oranlarını yakaladığımız dönemde Milli Görüşçü'lerden Zaman Gazetesi abonesi olanların yoğun talebi üzerine, (dönemin tv sayfası editörü) Ekrem Dumanlı'yı aradım ve dedim ki; ''TV5 haricinde tüm kanalların yayın akışı Zaman Gazetesi'nde var. Zaman Gazetesi abonesi bir sürü kişi beni arayıp duruyor. TV5'e kasıtlı mı yer verilmiyor. Sorun mu var diyorlar ve hatta benim size göndermediğimi düşünerek beni suçluyorlar. Bize de yer verin artık.'' dedim. Ekrem Dumanlı'nın pek istekli olmadığını hissettim ama, ''Mail adresime gönderin'' dedi. Böylece kendisiyle iki günde bir telefon trafiğim başlamış oldu. Tahmin ettiğim gibi yayın akışı kısa süre sonra Zaman Gazetesi'nden kaldırıldı. Arayıp soruyorum. ''Mailiniz gelmemiş o yüzden'' bahanesi yapılıyor. Mail gönderiyorum, telefonla teyid alıyorum ama akış yine yok. Anladım ki ''Zaman Gazetesi TV5'in sayfalarında olmasından rahatsız olmuş'' ve bunu bana söylemeden kaldırmış. Gazete sizin! İstediğinize yer verirsiniz istemediğinize vermezsiniz, burada sorun yok. Fakat Zaman Gazetesi'nde TV5'i göremeyen, kafaya takık hatırı sayılır bir sürü okuyucu her gün beni arıyor ve ''Biz Zaman'ı defalarca aradık, akışı sen göndermiyormuşsun'' diyerek beni suçluyor ve hatta patronaja beni şikayet ediyorlardı. Halbuki ben mail grubumdan Zaman ve Ekrem Dumanlı'yı silmediğim için TV5 akışı yıllarca kendilerine ulaşmaya devam etmişti. Ben de gidip yönetime durumu; ''Zaman, TV5'in akışını yayınlamak istemediği için bahane yapıyor. 50 tane yere ulaşıyor ve yayınlanıyor, bir tek Zaman'a mı gitmiyor benim mail. Basının hepsi aynı mail grubumda. Ulaşmaması imkansız. Telefonla da her seferinde teyit ediyorum. Ekrem artık telefona bile çıkmıyor. Boş verin hiç zorlamayalım. Yalvarır gibi TV5'in şahsiyetini ayaklar altına almayalım. Bunlar bizden hoşlanmıyor zaten'' diye izah ederek sorunu çözmüştüm. Öte yandan gazete gündeminin yorumlandığı TV5 programında Zaman Gazetesi'ne de yer verilirken, STV'de Milli Gazete'ye yer verilmemesi de ayrı bir konudur tabii ki. Aynı Ekrem Dumanlı sonradan grubun başına geçmişti. Şimdiii, ''basın özgürlüğü naraları atan'' cemaatten biri bana buradaki ''hak'' mevzusunu açıklasın bakalım! Açıklayacak bir şey kaldıysa tabii! (TV5 gerçeklerini daha sonra başka bir başlık altında anlatacağım)

Ekranda, sosyal ağlarda, Can Erzincan TV kapatılıyor diye kampanyalar yapıp, hükümete saldırıyorsunuz. ''Çok takipçili Twitter hesaplarımız kapatılıyor. Binlerce takipçinin hakkı vs.'' diye vicdani algılar için feryad ediyorsunuz ama işte o taktik tutmuyor. Hesaplara nasıl milyonluk takipçi alınabildiğini, paylaşımın kaç paraya milyonlara ulaşabildiğini hepimiz biliyoruz. ''Yok biz bunu yapmıyoruz'' demeyin çünkü bireysel olarak hashtag çalışmasında ilk 10'a kimse tek başına ''normal yolla'' giremez. İnternette her yerde takipçi satılıyor. Ülke gündeminde ilk 10'a girmek için fiyatlar var. Hatta youtube videoları bile parayla izlenme oranını artırmayı vaad ediyor. Bunu bilmeyen yoktur herhalde. ''Biz kendimiz çabalıyoruz, 3-5 mağdur kişiyiz. Devlet bizim kanallarımızı kapatıyor'' demeyin. Meslektaşlarınız ve izleyiciyi aptal yerine koymayın. Asıl mesele neyse onu söyleyin! Savunduğunuz davayı net olarak ifade edin. Ben dışarıdan biri olarak cemaatin internette toplu halde hareket ettiğini gözlemliyorum. Bariz olarak belli oluyor. Henüz bu yazımı yazmadan önce bir şeyler dikkatimi çektiği için bu yazıya sosyal ağlar konusunu da ekledim. Paylaşımlarından cemaate yakınlığı belli olan, fotosu sanal, takipçisi sayımilyonluk ama adı sanı belli olmayan bazı twitter hesaplarından bana takipçi akını başlamıştı. ''Hayırdır, nedir bu ilgi. Bizim arkadaşlardan biri mi var acaba internet hizmetlerinde'' diye düşünerek araştırdım. Meğer, ''yanlışlıkla'' cemaatle alakalı birini tweeter'da takip etmişim. (Bunu da kabul etmeyen varsa denesin, twitter'da cemaatten birini takip edin, bakın bir anda nasıl takipçi geliyor.) Neyse bunu anlatmam bile çok gereksiz çünkü internette işlerin nasıl yürüdüğünü biliyoruz. Bu yüzden, ''Biz bireysel olarak bu işleri yapıyoruz'' diyerek kimseyi aptal yerine koymayın.


Evet artık sözümü, o izlediğim Can Erzincan TV programındaki diyaloglarla sonlandırayım. Programın sonunda (üzülerek izlediğim) gözleri dolu patron Recep Aktaş'ın; ''Nolucak bu insanların maaşı'' sözlerine cevaben en çarpıcı açıklamayı yine diğer taraf yaptı! Sunucu dedi ki; ''Maaşlar önemli değil, siz onu düşünmeyin. Bu kanal kapanır, başka kanal gelir'' dedi. (Ben de şok oldum) NASIL YANİ? Recep Aktaş'ın kanalı Can Erzincan TV kapansın, siz ekip olarak başka bir kanala gideceksiniz de emekli öğretmen Recep Aktaş ne olacak? Cezaları borçları nasıl ödeyecek! Yani siz çekip gideceksiniz ve adamcağız dertlerle baş başa kalacak öyle mi? (Tekrarını izleyin) Bunu yayında rahatça söyleyebildiniz. Gerçekten inanamadım. Tıpkı KanalTürk ve BugünTV çalışanlarının (hakkını almak için) yaptığı gibi siz de maaşlar için adamı mahkemeye verin de olsun bitsin tümden! Gerçekten bu kadarına pes artık! Hükümete, İslam'dan dem vurup, ''Mübarek Ramazan'da bu yapılır mı? İnsafınız yok mu?'' derken, biraz dönüp kendinize bakmanız lazım. Son örneği de eski TV5'ten vereyim. Tayyip Erdoğan ve AKP konusu o kadar komik bir hal almıştı ki, koridorda birinin ayağı kaysa ''AKP yaptı'' diye espiriler uçuşurdu. Sizin de şu anda içinde bulunduğunuz hal aynı. Boşverin siyasi parti yönetimi gibi davranmayı da televizyonculuk yapın. O zaman kimse dokunmaz. 

NOT: Okuyucularımız direkt bana ya da yorumlara görüşlerini yazabilir. Herhangi bir ithamda bulunmadık ama yine de bahsi geçenlerin cevap hakkı vardır. (Türkiye'ye ihanet ederek yurt dışına kaçan FETÖ teröristleri cevap hakkını kaybetmiştir) 



nanomag

1992'de planlanarak 1999'da kendisine ait teknik altyapısı tamamlanan, 2006'da Türkiye'nin İlk ve Tek IP TV Kanalı olarak 7-24 HD yayına başlayan fortuna TV, Medya Haberleri, Kadın, Erkek, Sanat içeriğiyle Türkçe ve İnglizce yayınlarına devam ediyor.


0 fortunaTV.com Konu: “CAN ERZİNCAN TV SATILDI İSİM VE İÇERİK DEĞİŞTİ

    Düzgün Türkçe ve hakaret içermeden yazılan yorumlarınız, editör onayından sonra yayınlanmaktadır. www.fortunaTV.com