SON HABERLER

[fortunaTV][bsummary]

MEDYA HABERCİSİ

[tv][bsummary]

MEDİKALİTE

[pınaraktaş][bsummary]

SİNEMAGAZİN

[sinemagazin][bsummary]

AKTÜEL | BİLGİSEL | DOKÜMAN

[yaşam][bsummary]

VIDEO

[video][bigposts]

SPOR HABERCİSİ

[spor][bsummary]

MÜZİKALİTE

[müzikalite][twocolumns]

KÖŞE YAZARLARI

[Köşe Yazarı][twocolumns]

INSTAGRAM FOTOLARI

MEKANLARIN STATÜSÜ VE MENÜ İÇERİKLERİ

Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm bir konuya başlıyorum. Eski günlerimden bazı fotoğraflarla yine yazımızı hatıralarla destekleyeceğiz. Oyuncu Deniz Çakır'ın sözlü tacizi davasında gündeme gelen, ''Başörtülü kızların alkollü mekanda ne işi varmış'' meselesine de farklı bir açıdan bakmış olalım. Twitter'da daha önceden de dile getirdiğimiz ve bu konuda bir yazı yazacağımızı duyurduğumuz üzere ''mekanların statüsü ve menü içerikleri ile ilgili düzenleme teklifi'' konusuna başlayalım. ''Cafe, Kafe, Kahveci, Büfe, Nargileci, Bistro, Pub, Bar, Lounch, FastFood, Lokanta, Restaurant'' tabelaları altında hangi işletmenin alkollü, hangisinin alkolsüz, hangisinde domuz eti var, hangisinde yok olduğunu ayırt etmek mümkün değil. Çünkü herkes her şeyi satıyor. Dışarıdan bakınca mekan içerisinde ne satıldığını menüye baksanız dahi ayırt edemeyebilirsiniz. Özellikle yiyeceklere yabancı isimler verildiği için vatandaş da farkına varamıyor. Bazı hassas ürünlerle ilgili mutlaka tüketici uyarılmalı. Şimdi isim vermeden, içeriği benzer olan iki mekandan bahsedeceğim. Çoğu AVM'nin en güzel yerlerinde bulunan H.M. ve B.C. mekanları domuz eti servis ediyor. Menüde özellikle (İngilizce-Latince) Türkçe olmayan isimler tercih ediliyor ve müşteri kesinlikle ''bu bir domuz etidir'' diye uyarılmıyor. Mekanda alkol olup olmadığını görmek için kasanın arkasındaki raflarda dizili şişeleri görmeniz lazım. O bölüm bar gibi de olmadığı için ilk gidişimde ben bile fark etmemiştim. Görseniz de, şurup şişeleriyle alkol şişeleri birbirine karışık durduğu için ilk bakışta fark edilmeyebilir. 


İşte o bahsettiğim mekanlardan birinde misafirim ''kahvaltı'' istedi. İçerisinde sucuk vb. çeşitli et ürünleri de vardı. Garson siparişi alıp gidecekken, bir anda benim dikkatimi çeken (pigs değil) yabancı dilde bir şey oldu. Garsonu durdurup sordum ''Bu nedir'' diye. ''Domuz eti'' efendim dedi. Misafirim ve benim için büyük bir şok etkisi oldu. Tepki gösterdim. ''Nasıl olur da müşteriyi bu konuda uyarmazsınız? Domuz satabilirsiniz ama Müslüman ülkede kesinlikle müşterinize bunun domuz eti olduğunu belirtmek zorundasınız. Bir de kasıtlı olarak yabancı dil tercih etmişsiniz'' dedim. Garson, ''Benim yapabileceğim bir şey yok'' dedi. Konuyu uzatmadım. Seven sever ama ben açıkçası iğrendim (fare, böcek ve domuz benim için aynı kategoride). İnanın yazarken bile midem hopluyor. (ıyy) ''Kalksak mı, siparişi mi değiştirsek'' derken menünün arkasındaki alkol listesini gördük. Mekanın alkollü olduğunun da farkında değildik. Ben alkol ve domuz olan mekanları tercih etmiyorum ve artık bu konuda çok hassasım. Geçmişte yıllarca 350 ile 2500 kişilik (alkollü) turistik mekanların işletmeciliğini yapmış biri olarak bunu söylüyorum. Yakın çevrem bilir, alkol ve tütün ürünleriyle hiç alakam olmasa da geçmişte ''Cafe, Bar, Disco, Beach Club'' gibi bölgesinin en kaliteli mekanlarının işletmeciliğini yapmıştım. Alkolsüz kokteyl veya gazoz içerdim. Bir misafirim geldiğinde ''whi..y bardağında kola su karışımını (aynı renk görünür) içerdim. Misafirler alkol alıyorum zannederdi. Çünkü o ortamlarda alkol kullanmayan biri, ''sanki içmeye mecburmuş gibi'' eleştiriye maruz kalırdı. ''Neden içmiyorsun'' dediklerinde, ''Müslümanım'' cevabı verirsen ''yobaz'' olursun ama ''sporcuyum o yüzden içmiyorum'' dediğin zaman alkışlanırsın. İşte bunlar da o ortamların gerçeklerinden bazıları. 


Beni bilenler, ''Oğlum sen müzelik adamsın, hiç bir (zararlı) şeye dokunmadan bu mekanları nasıl işletiyorsun anlamıyorum'' derlerdi. Ben de, ''Herkesin kafa 1 milyon, burada aklı başında kalan tek kişi ben olduğum için işletebiliyorum'' diyerek gülerdim. Evet, ben dokunmuyordum ama ona hizmet etmenin de yanlış olduğunu bildiğim için sonradan elimi ayağımı tamamen çektim ve her fırsatta eleştirmekten çekinmiyorum. Yazılarıma da bunu yansıtıyorum zaten. Alkol satan hiç bir mekana girmiyor ve oralardan alışveriş yapmamaya özen gösteriyorum (bu kişisel tercihim.) Şimdi bunları niye anlatıyorum? İlk defa okuyup, ''Yazıyı yazan da amma geri kafalıymış'' denmesin diye! Çünkü ben o yollardan çoktan gittim ve hatta hepinize tur bindirerek final yaptığım gerçeğini göz önünde bulundurmanız için söylüyorum. Buna ''geri kafalılık'' diyenlerin de kesinlikle kafası iyidir! Burada mesele ben değilim ve farklı bir konuyu anlatmaya çalışıyorum. Eğer tıpkı benim gibi, alkolsüz mekan, domuz eti olmayan mekan tercih eden biriyseniz, gittiğiniz yerin içeriğini size kapıda yansıtacak bir ibare olması gerekir. Bir AVM girişinde bulunan ve ilk defa gittiğimiz bir mekanın içeriğini bilmememiz çok normal. Dekora bakılırsa burası şık bir kafe de olabilir, kahveci de olabilir, ayırt edilemiyor ki. 


Mesela üç kategoriye ayrılabilir. ''Zaten var'' demeyin, uygulanma biçiminden bahsediyorum. 
ALKOLLÜ MEKANLAR: Bistro, Lounge, Pub, Bar, Club, Restaurant 
ALKOLSÜZ MEKANLAR: Cafe, Kafe, Kahveci, Pastane, Fast Food, Lokanta 
TÜTÜN ÜRÜNLERİ: Büfe, Tekel, Nargileci vb. statülerde tanımlanırsa bütün karışıklık çözülür. Böylece vatandaş nerede ne satıldığını bilir ve ona göre talep gösterir. Mekan tabelalarında, "Restaurant, Lokanta, Fastfood, Cafe, Bistro, Bar, Club" karmaşası devam ettiği sürece sorun bitmez. Vatandaş bilgilendirilmediği için hoş olmayan olaylar da olabiliyor. Sadece olaylara odaklı değil, herkesin her şeyi satıyor olmasının mekanların iş potansiyelini de ciddi şekilde negatif etkilemesi de söz konusu. Nargilecide dondurma, kafede okey tavla, bistroda sakız, dönercide sosis, kasapta peynir, bakkalda alkol, tekelde ekmek vs. satılıyor. Hal böyle olunca pastanede de fotokopi çekilir ve herkes birbirinin iş potansiyeline engel olur. Zaten öyle de oluyor. Fotokopi çeken bir sürü cafe ve bakkal görüyorum. Dondurma satan kırtasiyeler bile var. Herkes dondurma satarsa dondurmacı nasıl iş yapacak? Peki dondurmacı fotokopi çekerse kırtasiye nasıl iş yapacak? Emlakçıda telefon kılıfı satılırsa telefoncu nasıl iş yapacak? Bu bir rekabet değil, başkasının hakkına tecavüz oluyor. Herkes kendi işini yapmalı. Yani, mekanların statüsünü, tabelalarını ve menülerini düzenleyecek yeni bir sistem olmalı. Devletimiz bu konuda bir şeyler yapıyor ama fazlasının ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Hangi mekanın ne sattığını vatandaş açıkça ayırt edebilmeli. Konuya alkol vurgusuyla başladık ama her türden işletme için geçerli bu sözlerim. Tabelasında "Kafe" yazan mekan nargile satmamalı, "Nargileci" yazmalı. İzinler verilirken tabela vurgusu yapılmalı ki, kimin ne sattığı bilinsin. Hepimizin bildiği bir şey var ki, alkole yönelik tabela düzenlemesi de yapıldı ama tam uyan yok. "Dükkan önünde kasaları görmeyen yoktur." Dikkatinizi çekerim, market ve büfeler kapısının önüne "boş kasaları koyarak" alkol markalarının gizli reklamını yapmaya devam ediyor. Yani tabeladaki alkol reklamı yasağı, kapı önündeki kasalarla deliniyor. Konuşmaya gelince herkes bir şeyler söylüyor ve hatta savunan da var ama bir gerçek var ki onu alan da satan da biliyor ki ''alkol bütün kötülüklerin anasıdır.'' Gözlem ve tecrübelerime istinaden ''Alkol tüketenlerin hepsi, kaçamak, yaramazlık yapmak, felekten gece çalmak'' gibi negatif bir ruh hali içerisinde. Yani kimse iyi bir şey yaptığı hissinde değil. Bana en enteresan gelen ise, ''alkol alırken suratını ekşitmeyene hiç rastlamamış olmamdır.'' Eğer bu güzel bir şey ise neden suratın ekşiyor be kardeşim! Gel bırak, onlarca tadabileceğin içecek var yer yüzünde. Sen de ''alkole karşıyım'' diyebilmenin güzelliğini tat. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Düzgün dille ve hakaret içermeden yazılan yorumlarınız, editör onayından sonra yayınlanmaktadır. www.fortunaTV.com