MEDYA HABERCİSİ
Haber Ara

POP MÜZİK 20 YIL ÖNCE BİTTİ | KRALİÇE KİM

Türkiye'de ''Pop Müzik'' diye adlandırılan tarz, aslında dünya müzik piyasasında ''HOUSE Müzik'' olarak kabul edilir. Herkesin TÜRK POP MÜZİĞİ diye adlandırdığı bu tarz aslında HOUSE - TECHNO - TÜRKÇE karışımıdır. Bu karışıma da ''TÜRK POP MÜZİĞİ'' denmesi mümkün değildir. ''Pop'' denen tarz, sözlükte yazdığı gibi ''Popüler Olan ya da Hit Olan'' anlamına gelmiyor. Eğer öyle olsaydı, bir dönem ülkemizde albümleri en çok satan İsmail YK - İbrahim Tatlıses gibi isimlere de sırf popüler oldukları için POPÇU dememiz gerekirdi. ''Ülkemizin kendine özgü müzikleri, TSM - THM vb. başta olmak üzere bununla birlikte taşıdığı anonim ruh sebebiyle Arabeski de dahil edebileceğimiz tarzlardır.'' Bu tarzların dışındaki diğer müzik türlerinin köken olarak Türkiye'yle birebir bağı yoktur. Bu nedenle, konu başlığını ''Dünya müziğine göre'' değerlendirmemiz gerekmektedir. Türkçe müzik bilmeyen, fakat dünya müziğine hakim ''YABANCI'' BİR MÜZİK ADAMI ya da DJ'e bizim popçuların şarkılarını dinlettiğinizde size bu tarz için, ''TÜRKÇE HOUSE ve TECHNO'' cevabını verirler. Çünkü eserlerdeki altyapımız, house ve techno. Hatta, kullanılan yaylı enstrümanlarımız sebebiyle ''Latin House çağrıştırıyor'' derlerse de şaşmayın. 


AH ŞU 90'LAR 
Günümüzde ''Ah şu 90'lar müziği yok mu, öylesi hiç gelmedi'' diyen bir çok müziksever duyarız. Türkiye'de 90'ların müzikleri neden çok sevildi biliyor musunuz? Müzikleri çok sade ve sözleri çok anlamlı olduğu için. Yabancı müziklerdeki başarının sırrı da aranjelerin az enstrümanla yapılmasıydı. Her parçayı orkestra havasında yaylı vurmalı ne varsa bindir modunda aranje ederseniz eserinizi dinleyen yabancılar 'Çok kalabalık müzik'' derler ve hiçbir tat almazlar. Bunu çok denedim. DJ'lik yaptığım 90'lı yıllarda yabancılara parça dinletir yorum alırdım. Eksiksiz hepsi ''Gürültülü, karmaşık, kalabalık müzik'' diye cevaplıyorlardı. Böyle hissedilen bir şarkıyla dünyada başarı mümkün olmaz tabii ki. Şimdi, bütün bunların sebeplerini herkesin anlayacağı bir dille açıklamaya çalışmak istiyorum. 



POP NEDİR POPÇU KİMDİR KRALİÇE KİME DENİR? 
''Dünyada, Pop Müzikten bahsederken örnek olarak gösterilen kişi Michael Jackson ve Türkiye'de de Tarkan'dır.'' Şimdi, Michael Jackson - They Dont Care About Us ve Tarkan - Şımarık şarkılarını karşılaştırırsanız SON TÜRKÇE POP MÜZİK örneklerinden birinin bu olduğunu çözebilirsiniz. Solistlerimiz tarzları bilmiyorsa bile, aranjörler mutlaka bilmelidir. Fakat ülkemizdeki aranjörlerin tamamına yakını vinç operatörü zihniyetiyle çalışmaktadır. Şarkıları hazırlamak için kullandıkları programların tüm teknik özelliklerini biliyorlar ama müzik tarzları konusunda hiçbir fikirleri yok. Bu sebepledir ki, tıpkı vinç operatörü gibi malzemeyi (sample vb.) alıp yerine koymaktan başka bir kalıbın dışına çıkamıyorlar. ''Elektronik müzik yapıyoruz'' diyen aranjörlerimizin yabancı müzik bilgisi yok denecek kadar az olduğu gibi, gençliklerinde discoya bile gitmişlikleri yok. Hal böyle olunca ''Dattırı, dutturu'' diye bir altyapıyla piyasaya çıkıyorlar. Bizde, POP ve POPÇU diye adlandırılan kesimin 1997 yılından sonra ve halen yapmaya devam ettiği müziklerin neredeyse %99'unu karşılaştırdığınızda, aradaki büyük tarz farkı hemen anlaşılır. (Kalite farkı değil, MÜZİK TARZINDAN bahsediyorum.) Gerçek pop, 90'lı yıllarda halen unutamadığımız o müziklere ve 90'lı yıllar öncesindeki Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziğine deniyor. 1997-98 yılından sonra Tarkan, Seyyal Taner gibi sanatçıların o dönemlerdeki şarkılarının tarzına yakın bir şeyler duydunuz mu hiç? Yüzde bir ihtimalle belki çıkabilir. Demek ki, o yıllardan sonra Türkçe Pop diye bir şey kalmamış ülkemizde. Popun bitişi sadece ülkemizde değil, tüm dünyada farklı müzik akımlarının etkileriyle başladı. Michael Jackson, pop müzik yapmaya devam etmeyi tercih ederken, yıllarca ''Popun Kraliçesi'' olarak taçlandırılan Madonna bile çok uzun yıllardır POP Müzik yapmamakta ve HOUSE ELECTRONIC ağırlıklı çalışmalara imza atmaktadır. La Toya Jackson gibi bir dünya yıldızının dansçısı olarak camiaya giren ve Türkiye'de ilk elektronik müzik yapan şarkıcı Tuğçe San'dır. Neredesin, Güneşten Sıcak gibi parçaların yer aldığı albümüyle, dansıyla, klibi ve kostümleriyle dünya standartlarında işler yapmıştır. İngilizce şarkısı RUSH'ın videoklip yönetmenliğini yaptığım çok eski dostum ve çalışma arkadaşım Tuğçe San, zamanın ötesinde bir akım başlatmıştır. Yakın dönemde T-Ekspres, Yonca Evcimik gibi bir kaç disko müzik çalışması yapan da olmuştur. Tuğçe San, bir şarkı içerisinde ilk defa 'rap' vokal kullanan sanatçı olarak Türk müzik akımını çok farklı bir boyuta taşımıştır. Ben de uzun bir dönem kendisiyle birlikte çalıştığım için çok mutluyum. ''Dans Müzik Kraliçesi Tuğçe San'' olarak anılan değerli dostum ABD'ye taşınınca unvanı da başkalarına geçmiştir. Ona en yakın tarz müzik yapan Hande Yener bence şu anda bu tacın yeni sahibidir. Yeri gelmişken eskilerden de bahsedeyim. İstanbul piyasası eskisini fazla bilmez ama albüm yapmadan önce Hande Yener yıllarca memleketim Antalya'da sahne almıştı. Mekanda aynı isimli 2 solist ''Hande Hande'' olarak beraber sahneye çıkardı. Ajda Pekkan ve Sezen Aksu şarkılarına o kadar çok yer verirlerdi ki albüm konseri gibi olurdu. Sonra Hande Yener İstanbul'a transfer oldu, (mekan ismi tefo'ydu galiba) küçük bir mekanda büyük işler yapınca albüm kaçınılmaz oldu. Albümlerinden sonraki gidişatı anlatmaya gerek yok zaten herkes biliyor. 2018'de Hande Yener de bir İngilizce parçayla dünyaya açılmayı denedi ama ''Keşke stüdyoya girmeden önce beni bir arasaydı da fikir verseydim'' dedirtti bana. İngilizcesi aşırı vurgulu olduğu için şarkının başarılı olması mümkün değil ne yazık ki. Belki de şarkının ilk okumalarını yapan solist vurgulu okuduğu için ezberlerde Hande de telaffuzları aynı yapmış olabilir. Her şeye rağmen Hande Yener şu anda tacın sahibidir. Günümüzde kendisine ''pop kraliçesi, dans kraliçesi, elektronik müzik kraliçesi'' vb. diyenlerin hiç biri kraliçe unvanına ekledikleri tarzlarda müzik yapmamaktalar. (Zaten biz de bu konuyu anlatıyoruz



Başka bir örnek olarak, ''Cher - Strong Enough ve Hande Yener - Acele'' şarkılarını karşılaştırarak dinleyip tarzlarının yakınlığını algılayabilirseniz, POPÇU HANDE YENER denmesine rağmen, aslında Hande Yener'in de zannedildiği gibi POPÇU değil, neredeyse 15 yıldır albümlerinde tıpkı Cher gibi ''Vokal House'' yapan bir sanatçı olduğunu anlayabilirsiniz. Hepimizin bildiği gibi, Hande Yener'in son 2 albümüyle birlikte eski dinleyicileri; ''Neden eskisi gibi pop yapmıyorsun?'' demeye başlamışlardı. Halbuki Hande Yener de diğer tüm ''popçularımız'' gibi yıllardır pop müzik yapmıyor zaten. Dinlediğiniz şey (Türkçe Vocal House, Türkçe Dream House), yani zannettiğiniz gibi POP DEĞİL, HOUSE VE TECHNO KARIŞIMI TÜRKÇE MÜZİKTİR. 15-20 yıl önce dünyada Techno ve House parçalar vardı. 2 Unlimited gibi Hollandalıları severken, İtalyanların bu tarz parçaları hiç tutmazdı. İtalyanların bir tanesi çok sevildi o da, GALA - Freed From Desire. İşte şimdi bizim dünya müziği yapmaya çalışan müzisyenlerimiz 2018'de halen Gala'nın bu tarz şarkılarının benzerleriyle piyasada geziyor. Mesela Demet Akalın'ın parçalarının büyük bölümü bu tarza çok yakındır. Ortada net bir müzik tarzı olmadığı için ''atarlı şarkılar'' diye adlandırsalar da şarkıların okunuşu (trafiği) sebebiyle Türkçe vocal house / dream house olarak kabul edebiliriz. Bu yazıyı okuyan müzisyenlerin neredeyse tamamı 10 yıl öncesine kadar dj'leri müzik kategorisine koymuyor ve küçümsüyorken, Türkiye'de yeni nesil DJ'ler enteresan remixler ve parçalar deneyerek dünyayı fethetmeye başladı bile. Artık Dj'ler aranjörlerden daha başarılı çünkü trendleri daha iyi takip ediyorlar, dinleyicinin ne istediğini daha iyi biliyorlar ve en önemlisi daha kaliteli müzikler ortaya çıkarıyorlar. Eleştirirken, sanatçı ismi vermemeye özen gösteriyorum ama yaptığınız müziğin gerçek tarzını ortaya koymadan 'iyi müzik yapıyorum' demenin doğru olmadığını düşünüyorum. Başarılı olabilirsiniz ama bu, kaliteli müzik yaptığınız anlamına gelmez. Başarı ile kalite arasındaki fark için kötü bir örnek vereyim. İsmini vermeyeceğim ama geçmişte gecelik 50TL sahne ücreti alan bir şarkıcı ''Para kazanamıyorum yardımcı ol'' demişti. Albümü yok, ses yok, şarkısı demo ve sadece görsel olarak güzel bir kadın var. İlerisi için bir şey olacağı yok. Yardımcı olmak için dedim ki; 'Amatörün bir tık üstünde klibini çekeyim ve internetten yayalım, medya danışmanlığını bir süre ben yapayım ve benim sözümden dışarı çıkma, biraz sözümü dinlersen 250TL ücretle sahneye çıkmaya başlarsın. Gerisi sana kalmış'' dedim. Şarkıcı da kabul etti. O demo şarkıya klibini İstanbul'da 2 kişilik bir ekiple çektim. Ben ve yardımcımdan başka kimse yoktu. O klibi tamamlayınca tüm medyaya basın bülteniyle 'Elektronik Müzik Kraliçesi' başlığıyla bülten gönderdim. Tüm dostlarım yayınladılar. Videoyu sadece fortunaTV sayfasına yükledim ve kısa sürede 300 Binden fazla izlenme oranına ulaştı. Yapım şirketlerinden teklifler geldi, televizyonlar davet etti, mekanlar sahne teklif etti. Gittik, katıldık ve görüşmeleri yaptık. 350TL gecelik sahne ücretiyle Etiler'de iyi bir mekanda başladı. Yapım şirketlerinden biriyle iş sadece imzaya kalmıştı. Yapımcının beni fazla akıllı bulduğu için devreden çıkarıp şarkıcıma ''sen tek başına gel, biz sana daha çok para öderiz'' diyeceğini anladığım için, ''Kızım sakın bensiz gitme, benim maddi hiçbir menfaatim olmadığını biliyorsun. İmza atınca nasıl olsa her şey senin olacak ve ben zaten çekileceğim. Bizim sunduğumuz karşı teklifi kesinlikle kabul edecekler, onlar kendi çıkarları için yüzdeleri düşük göstermek isterler, sakın oyuna gelme'' dedim. Fakat havalara giren şarkıcı arkadaş, gizlice firmayla yeniden görüşmüş. Sonuç ne oldu? 20 yıldır albüm bekliyor halen çıkaramadı. Biz şarkıcıyı tanıtmak adına çok başarılı olduk, hedeflerimizin hepsi tuttu. Fakat ortada müzik kalitesi, eser vs. hiçbir şey yoktu. Yani başarılı oldu ama kalite yok. İşte bu yüzden ''her başarılı iş güzeldir, her başarılı iş kalitelidir, her çok izlenen kraliçedir'' diye bir düşünceye kapılmayın. Eskisi gibi değil, izlenme oranları artık satın alınıyor. 300 Bin rakamına ulaşmak çok kolay artık. Bu kadar kolay olunca sanatçılar, biraz ilgi görmeye başlayınca hemen çevresindekilerin etkisinde kalıveriyor ve duvara tosluyor. Bir örnek de şarkı sözleriyle ile ilgili vereyim. Müzik camiası ve benim de üye olduğum bir platformda, şarkı sözlerinde 'Ş' harfinin yabancılar üzerindeki pozitif etkisi üzerine uzun uzun yazılar yazmıştım. Dünyada başarı yakalayan Şımarık, Şıkıdım, Şinanay vb. şarkılarla örnekler vermiştim. Oradan mı etkilenildi bilemem ama Hadise Şampiyona Şeker diye bir şarkı söyledi. 'Ş' harfini bastıra bastıra söyledikçe aklıma eski yazılarım geldi. Eğer benden duyup böyle bir şarkı yapıldıysa 'Başarılı ama Yanlış uygulama' demek zorundayım. Ben Ş harfi derken, her yere Ş Ş Ş ekleyin dememiştim. Her şeyin bir kuralı yöntemi var. Bir arayın sorun anlatayım. Her duyduğunuzu yapmaya kalkmayın arkadaşlar. Yarın biri ŞapŞal diye bir şarkıyla çıkarsa şaşırmam artık. Kusura bakmayın nasıl bir müzik anlayışıdır bu çözemedim. Türkiye'ye gelmeden önce 'Avrupa'nın en iyi kadın sesi' olarak gösterilen Hadise nasıl oldu da bu kadar geriledi anlamıyorum. Anlıyorum aslında ama anlamıyormuş gibi yapıyorum. (Karşılaşırsam kendisine söylemeyi tercih ederim.) 



FANTEZİ MÜZİK DİYE BİR ŞEY YOK 
Bir de, fantezi müzik diye bir şey uyduruldu. Aslında öyle bir müzik türü yok. Arabesk gırtlaklı şarkıcıların popçu kulvarına girebilmesi için uydurulmuş bir isim. Tam acılı Arabesk söylemiyorlar da, biraz daha yumuşatarak okunuyor parçalar. Altyapıya ''dambır dumbur'' teknomsu bir müzik, introdan hemen sonra, vokalden hemen önce biri iki macun çeken kemanı yaylıyı ekledim mi al sana fantezi müzik. 
Bu şekilde nereye varılır ki? Bazen, ''Müziği bitirdiler yaaa'' dediklerini duyuyorum ama bence camianın kendisi müziği bitirdi. Başrolü de göbeğini kaşıyan yapımcılar üstlendi. 


MÜZİK ve KLİP PİYASASI NASIL BİTTİ 
Pop müziğin bitmesiyle birlikte rock ve rap yapanlar fazlasıyla ön plana çıktı. Çünkü, bu tür grupların video klipleri daha anlamlı ve tutarlı bir yol çizdi. Bütçesi hatırı sayılır olan ''Pop'' kliplerinde, her 8-10 saniyede bir görüntü değiştirebilmek adına (devamlılık önemsenmeden) sağda solda binaların çatılarına serpiştirilmiş dansçılar ve 2018 yılında bile halen 1995'in televizyonlardaki yıldızlı - kalpli - renkli basit geçiş efektleri ve ekranı da 2-3'e bölmelerle hiçbir anlam ifade etmeden çekilen video klipler müziğimizin komple 20 yıl geriden dünyayı takip etmesine sebep oldu. Düşük bütçeli kliplere bir lafım yok. Yeri geliyor biz de basit klipler yapmak durumunda kalıyoruz ama piyasada öyle klipler var ki büyük paralar harcanmış, büyük imkanlar sunulmuş ama klip boş. Bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Kendinizce bir deneme yapın! Bir video klip yayınlanırken sesini kapatın ve ''sadece görüntüleri'' sonuna kadar izleyin. Görüntüler size bir şey anlatıyor mu? :)) Merak ediyorum, Nuri Bilge Ceylan'ın da tarz olarak benzediği, dünyanın gelmiş geçmiş en özel yönetmenlerinden birisi Andrej Tarkovski, günümüz Türkiye'sinde bir video klip çekseydi, acaba müzik kanalları 8-10 saniyede bir görüntü değişmediği için bu video klibi geri iade eder miydi? Kesinlikle ederdi. Çünkü ille de tek tip ''standart'' video klip yayınlıyorlar. 10 saniye kuralı var. ''İzleyici sıkılabilir'' mantıksızlığı hakim. Bütün bunlar müzik piyasasını negatif etkileyen faktörler. Klipler, şarkıcıların en önemli vitriniyken bir anda ''Telif hakları kanunu'' çıkıyor söylemleri dolaşmaya başladığı anda müziğin altına dinamit koyulduğunu da vurgulamak isterim. Bu konuda, ''Türkiye'de Müzik piyasası bitti abicim'' diye gezenler, ilk olarak üye oldukları meslek birliklerini sorgulamalıdır. ''Sanatçıların haklarını koruyoruz'' diye harekete geçen meslek birlikleri o dönem radyo ve televizyonları tek tek gezerek ve hatta avukatlarla baskın yapar gibi yayıncı kuruluşlara gelerek ''TÜM MÜZİK ARŞİVLERİNİ İMHA ETMİŞLERDİ''. Şaka yapmıyorum, tüm albüm CD'lerine el koyup imha etmişlerdi. Hatta birebir kendim şahit oldum böyle bir operasyona. Yerli yabancı 1000'e yakın CD arşivini tek tek özenle seçerek aldığım, kuruluşunda yer aldığım ve müzik direktörlüğünü yaptığım bir radyoda yayındayken görevliler geldi, yönetimle bir toplantı yaptıktan sonra tüm arşivi imha etmişlerdi. ''Niye imha ediyorsunuz, bende dursun albümler, radyoda yayınlamayız, yazık bu kadar albüme, bir kısmı da sanatçılardan imzalı ve hediye'' desem de nafile! İşte o gün Türk Müzik piyasasında bir milattı. Meslek birlikleri yayıncının haklarını hesaba katmadan ''sadece sanatçının alacağı parayı hesaplayınca'' müzik piyasasının sonu geldi. Halbuki her iki taraf da birbirine ihtiyaç duyan ve birlikte büyüyen bir sektördü. İş işten geçti artık.     

Uzun lafın kısası, buraya kadar TÜRKÇE POP MÜZİK diye bir şeyin artık olmadığını, ''Müzik Tarzlarını'' ve ''Müzik Piyasasının Sonuna'' dair detayları açıkladığımı düşünüyorum. Son olarak, müziğimizin 10'ar yıllık gidişatını da biraz samimi bir dille yazmak ve adlandırmak istiyorum.
 
80'ler: Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (Türkçe Müzik) Sözün bittiği yerde, müzik başlıyor...
90'lar: Türkçe Pop Müzik (Türkçe Pop) Popçu furyası ve unutulmazlar...
2000'ler: Türkçe Dans Müziği (House - Techno - Elektronik) Kanımız kaynıyor ama gizli gizli slow dinleyip çaktırmadan romantik takılıyoruz...
2010'lar: Türkçe World Müzik (Elektronik - Rock - Rap - Bubbling - Latin) Dünya müziğini yakalamak istiyoruz. Sadece istiyoruz. Bunun için bir girişimde bulunmuyoruz ve ''ah 90'lar ah'' diyoruz...
2020'ler: Sözsüz Müzik (Enstrümantal - New Age - Down Tempo) Yorgun düşüyoruz, kafamızı dinliyoruz.



nanomag

FTV TÜRK, 1992'de planlanarak 1999'da teknik altyapı yatırımını tamamladı. 2006'da Türkiye'nin İlk ve Tek Dijital TV Kanalı olarak 7-24 yayına başladı. 2013'te HD yayına geçti. Medya Haberleri, Yaşam, Sanat içerikli Türkçe/İngilizce yayın yapıyor.


0 fortunaTV.com Konu: “POP MÜZİK 20 YIL ÖNCE BİTTİ | KRALİÇE KİM

    Düzgün Türkçe ile hakaret içermeden yazılan yorumlarınız, editör onayından sonra yayınlanmaktadır. www.fortunaTV.com


İSTANBUL HAVA DURUMU