MEDYA HABER
Search

MEDYADA NASIL İŞ BULUNUR İNSAN KAYNAKLARI

Televizyonda insan kaynakları ve medyada nasıl iş bulunur? konusuna başlarken, okuyucu ve izleyicilerimize mevcut tecrübelerimi yansıtmanın yanı sıra derin bir araştırma yapmadan yazı yazmadığımı hatırlatmak isterim. Bu yazıyı yazmaya karar verme sebebim, Türkiye'nin büyük TV kanallarından birinin insan kaynakları departmanından gelen telefondu. O görüşme; 

TV: ''Zafer Bey Yönetmen arıyoruz bize (internet üzerinden bir profille kariyer sitesi üzerinden) CV gönderir misiniz?'' denmesiyle başlayan süreçti. Teklif onlardan gelmişti, demek ki beni biliyorlar ve tavsiye üzerine bana telefon edilmişti. (Fakat kimlik numaramdan aile bilgilerine kadar tüm detayları bir
internet sitesinde bulundurmayı doğru bulmuyorum. Bilgileri kimler görüyor onu da bilmiyoruz) 


BEN: İçten bir ifadeyle kendilerine dedim ki; ''Ben o sitelere üye olmuyorum. Teklif sizden geldiğine göre beni biliyorsunuz, yüz yüze görüşelim, anlaşırsak elden CV takdim ederim. sonrasında internetten de formalite olarak gönderebilirim. 25 yıllık uzun bir kariyeri okumazsınız. Bir sürü teknik bilgi yazıyor, anlamak için kendinizi de yormayın, CV ile beni de yormayın'' dedim.

TV: ''Yok Zafer Bey, hepsini okuyoruz. CV'ler havuza düşüyor, burada herkes görüyor, siz gönderin'' dedi. 

BEN: (Kişisel bilgilerim olduğu için herkesin görmesini istemesem de) ''Peki o zaman özet CV göndereyim'' diyerek, (ismi bende saklı) İK sitesine üye oldum. Sanki televizyoncu değil de devlet yönetimine talipmişiz gibi 50 tane gereksiz soru içinde, saatler sürdü özet çıkarmak. Sonuçta CV'mi gönderdim ve beklemeye başladım. (Bu diyalogları yazıya dökünce belki size karmaşık görünebilir ama telefon görüşmesinde samimi ifadelerle gerekeni yapmıştım. Gergin bir görüşme değildi yani.) CV ulaştığı konusunda teyit almış olmama rağmen 2 hafta kadar arayan soran olmadı. ''Havuza düşen bu tür bir CV mutlaka değerlendirilir? (Burada sergilemeyeceğim ama CV'imde yerli yabancı bir sürü kanal var). En azından ben böyle bir CV görsem o adama mutlaka geri dönüş yapardım. Zaten başvuran da ben değildim, iş teklif eden onlardı'' diye düşünürken hiç ses çıkmadı. Ben de; ''Neyse, vazgeçmişlerdir. Rızkı veren Allah'tır. Nasip kısmet'' deyip işlerime devam ettim tabii ki! Fakat özellikle genç kardeşlerimizin televizyonda işe girmek konusunda yaşadıklarını ve meslektaşlarımızın yaşadığı İK sorunlarını bilen biri olarak, aklıma takılan bu konuyu yıllarca dile getirmek istemiştim ama fırsat olmamıştı. Düşündüm ve işte bu ''sosyal deney'' tadındaki yazıyı da o gün planladım. 


SOSYAL DENEY İÇİN İŞ BAŞVURULARI YAPTIM 
Medyada iş başvurusu, personel alımı ve cv gönderimiyle ilgili ''Bakalım sonuç bilindik mi olacak'' diyerek, deneme amaçlı (ciddi iş başvurusu yapar gibi) bizzat kendim 2 ay boyunca Türkiye'deki hemen her tv kanalına kendi uzmanlık alanlarım olan, Genel Yayın Yönetmeni, Yönetmen, Kreatif Direktör, Sunuculukla ilgili açık pozisyonlara (kendime ait gerçek CV ile) başvuruda bulundum. Eksiksiz adı sanı bilinir her tv kanalına başvuruda bulundum. Sonucu çok iyi biliyorum ama bunu uygulamadan buraya yazmak olmazdı. O yüzden 2-3 ay boyunca gelecek olan tüm sonuçları bekleyip ona göre yazımı yazmayı planlamıştım. İşte o gün bugündür. 

Televizyonda insan kaynakları departmanına gerçekten ihtiyaç var mı? ''İş başvuruları için internetten cv gönderin'' diyerek binlerce dosyayı arşivleyen ik departmanları acaba bu dosyaları ne kadar detaylı inceliyor? Yoksa incelenmiyor ve sırf ''kurumsallık'' olsun diye internetten başvuru mu alınıyor! İK çalışanları ve yöneticileri televizyonculuk konusunda bilgi sahibi mi, yoksa sadece dosya işlerinden mi anlıyorlar? Kağıda dökülmüş bir sürü teknik bilgiyle başvuran bir teknik elemanın CV'sini İK görevlisi okuduğunda bir şey anlayabiliyor mu? Başvuran kişinin işinde iyi mi kötü mü olduğuna nasıl karar veriliyor. Bütün bu ve benzeri sorularınıza birebir tecrübelerim ve hatta 2-3 aylık uygulamalı ciddi bir araştırma yaparak cevap veriyorum. 

TELEVİZYONLARDA İŞ İLANLARINA BAŞVURU  
Televizyonculuğun doğru yapılmaya çalışıldığı ve etik ilkeleri olduğu 90'lı yıllarda mesleğe başlamış biri olarak, 1992'den bugüne kadar çalıştığım tv kanallarının hepsinde tavsiye veya iş teklifi alarak görev aldığım için hiçbir kariyer sitesine üye olmamıştım. Tabii ki beş sayfayı bulan orijinal CV ile tek sayfalık özet CV'im vardı. Mail ile başvuru alanlara direk gönderdim, kariyer sitelerinden başvuru alanlar için de 5-6 siteye üye oldum. Hepsinde düzenli CV oluşturdum ve uygun pozisyonlara başvurularda bulundum. (Hatta el alışkanlığı oldu, mail bildirimiyle yeni iş ilanı gelince onlara da halen ara sıra başvuru gönderiyorum.) Sonra baktım ki ses seda yok; ''Bu adam çok para ister korkusuyla mı? Acaba benim başvuru pozisyonlarım mı gözlerini korkutuyor? Bu adam fazla tecrübeli, sonra beni koltuğumdan eder diye mi korkuyorlar?'' düşüncesiyle iş geçmişimdeki bazı yerleri sildim. Yani CV'im göz korkutmayacak kadar yeterli bir özet oldu. Yabancı kanallarda sadece profesyonellerle ve kendi departmanımızla muhatap olduğumuz için kariyer yarışı imaj çabaları vs olmuyor. Düzgünce oturup anlaşıyorsunuz adamlarla. Saça başa, kılık kıyafete ve hatta inanca düşünceye de bakmıyorlar. Uzaktan e-posta ile Elektronik posta sözleşmesi yapıp, paranızı da günü gününe alıyorsunuz. Mesela Hollandalı bir kanalla 40 derece üstü sıcakta çekimlerimiz Ramazan ayına rastlamıştı. 150 kişilik ekipte eşim ve benden başka Müslüman olmadığı için sadece biz oruç tutuyorduk. Bizim özel talebimiz olmadan adamlar 30 gün iftarda 1 saat mola verip, tam takır yemeğimizi getirdiler. Yani yabancı kanallarda ''sen oruçsun, sen oruç değilsin'' gibi mevzular yok. İş yapıyorsan ne olursan ol gel!'' mantığı var. Fakat Türkiye'de her şey farklı. İşinizden başka her türlü etken konuya dahil olabiliyor. Tipinizi beğenmezlerse ona yapacak bir şey yok. Boşa CV gönderirsiniz. Mesela ben, saçlarımın belime kadar uzun olmasının da etkisiyle daha genç gösteriyorum. Hatta yaşı benden büyük zannettiğim için ''Abi'' dediğim adamlardan 5-10 yaş daha büyük olduğumu sonradan anladığım çok olur. Komik ama böyle bir imaj bazen Türkiye'de dezavantaj olabiliyor. İnsanlara eski televizyonculuğa dair bir şeyler anlatıyorsunuz, her ne kadar gerçekliğini sonradan anlasalar da nadiren bazı tipler lafımı ciddiye almayabiliyor yani. Anlatılanları hikaye zannedebiliyorlar. Bu yüzden sosyal deneyimiz için CV gönderirken ya da iş görüşmesi yaparken de geçmişteki deneyimlerime istinaden bazı konularda tedbirli olmam gerekliydi. (CV'yi okuyan kişi de muhtemelen kapladığı koltuk kadar bir kapasiteye sahip olduğu için; ''Yaşı kaç ki bu kadar eski olsun? Yok artık bu adam atıyor yaa. Ne bulduysa yazmış.'' diyebilir.) Emin olduğum bir şey var ki, Türkiye'de özel televizyonculuğun 1992'de başladığını bile bilmiyorlar. Bakın ben şu diyaloğu çok yaşadım; 
TV: Kaç yıldır sektördesin? 
BEN: 17 yaşımdan beri sektördeyim. Yaşım 41. Yani 1992'den beri 25 yıl. 
TV: Hmm. Ben de 30 yıldır sektördeyim.
BEN: TRT'de mi çalıştınız? 
TV: Yooo. 
BEN: E özel kanallar 25 yıldır var. Sizinki nasıl 30 yıl oluyor? 
TV: Çok işler yaptık işte. ????
BEN: Hmm. Korkmayın. Tecrübeli ve en eskilerinden biriyim ama Türkiye'nin en iyi televizyoncusu benim diye bir iddiam yok. Rahat olun. :) 

Ben bütün bunları hesaba katarak başvurulara devam ederken, eskiden hiç bakmadığım LinkedIn hesabıma da daha çok vakit harcamaya başladım. Orada da olabildiğince fazla detaya inmeden iş geçmişimin bir kısmını ekledim. Paylaşımları da takip etmeye başladım. ''ki'' ekinin ne zaman ayrı, ne zaman bitişik yazılması gerektiğini bile bilmeyen ama ahkam kesen bir sürü İK uzmanının yazılarını inceledim. Okulda onlara öğretildiği üzere ''Şöyle CV, böyle pozisyon, ilk imaj vs.'' yapılması gerekenleri kağıt üzerinde anlatan herkesi okudum ve hatta yorum yazdıklarım da oldu. LinkedIn üzerinden iş teklifi dışında her türlü teklif alındığından yakınan bir sürü kurbana da rastladım. Yani, dile kolay, 3 ay boyunca çeşitli yöntemler denedim ama bu kadar tecrübe bilgi birikimle hiçbir tv kanalından geri dönüş olmadı! Merak eden yok. İnanamadım. Bırakın telefon gelmesini, bir tane bile mail gelmedi! Biraz da bu yüzden 3 ay gibi uzun bir süre bekledim bu yazıyı yazmak için. Deneysel başvuruma bir cevap gelse; ''Sizi tebrik ederim. Ben medyada İK konusunu haber yapmak için bu başvuruyu yapmıştım. Teşekkür ederim. İyi çalışmalar'' diyecektim ama cevap veren olmadı. CV doldurup gerçekten iş için başvuranların hayalleriyle oynandığını düşünüyorum. Konuyu sizlere kısaltarak anlatmaya çalışmama rağmen bu kadar uzun süren bu deneysel çalışmanın ardından son bir kaç deneme daha yaptım. ''Sosyal Medya Uzmanı'' gibi benim için basit kalacak ve kesinlikle yapmayı düşünmediğim bazı iş pozisyonlarına da başvurdum. Yine cevap yok. Tam 1 hafta sonra 2. dereceden büyük diyebileceğimiz tv kanalının birinden; ''CV'niz incelendi ama sosyal medya pozisyonuna uygun değil'' şeklinde cevap geldi. Demek ki CV gerçekten incelenmiş. Düşünebiliyor musunuz 3 ay boyunca kendi uzmanlığım olan her yere deneysel başvuru yaptım ama sadece çalışmayacağım pozisyon için 1 tane cevap geldi. İşte o gün deneyi bitirdim ve artık bu yazının zamanının geldiğini anladım. Düşünsenize, binlerce başvuran varken sizin CV insan kaynaklarına rastlayacak da ondan sonra bir tv kanalında işe girme ihtimaliniz mucizelere kalacak. Arkadaşlar, kimse CV falan okumuyor. Lazım olan neyse önce kanal içinde eşe dosta ''Abi tanıdık kj operatörü var mı? Bi yönetmen arkadaşınız varsa bi gelsin görüşelim'' diyerek adam bulunuyor. O adam bulunduğunda formalite başvuru formlarıyla işe alınıyor. Televizyonda insan kaynaklarını, sadece işe giriş işlemlerini yapan bir departman olarak görüyorum. Boşa heveslenmeyin. 

TV KANALINDA İŞ BULMAK İÇİN NE YAPMAK LAZIM 
TV kanalları az para verebilmek için, ''Yetiştirilmek üzere eleman'' başlığı altında çaylak personel ararken tecrübeli birinin iş bulmasının tek yolu kanalda tanıdığı birinin olması. Tanıdık çay ocağında da çalışıyor olsa olur. Yeter ki sizin başvurunuzu ilgili departmana ya da müdüre götürüp; ''Ahmet Abi, Ayşe Abla bu arkadaşımla bir ilgilenin'' diyebilsin. En azından ''ona ayıp olmasın diye'' bir ihtimal davet alabilirsiniz ve kendinizi daha iyi ifade edebilirsiniz. Bu şekilde sizi işe almazlarsa mutlaka uygun kişi olmadığınız ya da başka hatırı sayılır birini aldıkları içindir. Böylesi daha 'adaletli' diyebiliriz! Sebebini en son anlatacağım, sakın ilk başvuruda İK ile muhatap olmayın. Eğer grafik, reji, kurgu, kamera, teknik, vs. departmanda çalışacaksanız kanalda Teknik Yönetmene ulaşmaya çalışın, yoksa kimse sizi sallamaz. Eğer yapım, program vs. departmanda çalışacaksanız kanalda program dairesiyle, program müdürü/koordinatörü gibi birine ulaşmaya çalışın. Eğer, yönetmen, kreatif vs. departmanlarda çalışacaksanız kanalda teknik yönetmen, program müdürü, yayın yönetmeni gibi birilerine ulaşmak lazım. Eğer Sunucu olacaksanız yandınız demektir. Sunucular öyle başvuruyla falan alınmıyor. Yabancı kanallar genellikle tecrübeli ekran yüzlerini tercih ederken, bizimkiler baldır bacak boy posa göre seçiyor. Eskiden sese çok önem verilirdi, artık o da yok. Müdürler, kast ajanslardan gelen genç model kataloglarına bakıp oradan seç beğen al yapıyor. Gece kulüpleri, gala geceleri vs ortamlardan da beğendiklerini sunucu yapabiliyorlar. Yani, istisnai durumlar haricinde yıllarını ekrana harcamış olsan da nafile. (Bu sunuculuk konusunu başka bir başlıkta işleyeceğiz). Veee eğer, Yayın Yönetmeni olmak istiyorsanız hiç şansınız yok. Başvuruyla falan olmuyor o işler. Ya tepeden inme geliyor, ya da bir yemekte, galada vs. bir yerde kokteyl havasındaki sohbet ortamlarında tanışıp görüştüğünüz kanal sahipleriyle kuracağınız iyi ilişkilerle teklif alıyorsunuz. Yani kimse sizin iş bilginize falan bakmaz. Muhabbet güzelse, ''Abi sen gel bize yav'' derler. Uyarsa gidersiniz. Alemlere akmayan biriyseniz zaten ortama girme şansınız yok. O CV'yi yırtın atın. 

İK İLE MUHATAP OLMAYIN 
Sonuç olarak, sakın İK ile muhatap olmayın. Çalışacağınız kendi departmanla anlaştıktan sonra işe alınma sürecinde formalite olsun diye bir başvuru formu doldurursunuz zaten. Muhatap olmayın diyorum, çünkü insan kaynakları çalışanlarının hiç biri televizyoncu değil. Evrak işleri vs. ile haşır neşirler ve bizler teknik konuştuğumuz için ne anlattığımızı anlamıyorlar. Karşındaki, konuya hakim olmayınca biz ne anlatsak boş. Mesela bir kreatif direktör CV'de teknik bilgiye ''VizRT VizTrio'' yazıyor. Fakat kanalda Viz yok ve ne olduğunu çoğu teknik yönetmen bile bilmiyor. E nasıl olacak şimdi? Yani başvurduğun adam senin kadar iş bilmiyor ki seni işe almak için değerlendirebilsin. VizRT gibi bir sistemin ne kadar önemli ve değerli olduğunu ve bunu kullanan adama bile Viz Artist unvanı verildiğini bilmiyorsa seni neye göre değerlendirecek de işe alacak? Bir de, iClone, C4D vs kullanan adama; ''3D logo yapabiliyor musun? Temel After Effects bilgin var mı?'' diye sormayı öğrenmişler! Diyemiyoruz ki; ''Ulan sen daha tüplü televizyona kanal kaydetmeyi bilmezken, biz televizyonculuk yapıyorduk.'' diye! (Televizyon tamircisi değiliz haa! Televizyoncuyuz) 

GAMARACI 
Neyse geçenlerde, eskiden çalıştığım bir kanalın çay ocağında görev yapan arkadaşıma rastladım. Göbeğini kaşıyarak dedi ki; ''Abi ben yapımcı oldum. Bi sürü Gamara aldık. Çok büyüdük abi yaaa!'' diye kasılarak selam verdi. (Kamera değil haa, GAMARA almış) Bilmem anlatabiliyor muyum?



nanomag

Türkiye'nin İlk ve Tek IP TV Kanalı olarak 2006 Yılında Kurulan fortuna TV Channel, Kadına Özel Erkeklere Güzel içeriğiyle Türkçe ve İnglizce yayınlarına medya haberlerini ekleyerek aralıksız devam ediyor.


0 fortunaTV.com Konu: “MEDYADA NASIL İŞ BULUNUR İNSAN KAYNAKLARI

    Düzgün Türkçe ve hakaret içermeden yazılan yorumlarınız, editör onayından sonra yayınlanmaktadır. www.fortunaTV.com