SON HABERLER

[fortunaTV][bigposts]

MEDYA HABERCİSİ

[tv][bsummary]

MEDİKALİTE

[medikalite][bsummary]

SİNEMAGAZİN

[sinemagazin][bsummary]

AKTÜEL | BİLGİSEL | DOKÜMAN

[yaşam][bsummary]

SPOR HABERCİSİ

[spor][bsummary]

MÜZİKALİTE

[müzikalite][bsummary]

VIDEO

[video][bigposts]

KÖŞE YAZARLARI

[Köşe Yazarı][twocolumns]

INSTAGRAM FOTOLARI

RTÜK: İNTERNET TV KANALI LİSANSI

Sektörde herkesin bildiği gibi Türkiye'de internette televizyon yayıncılığını 1999'da başlatmış kişi olarak bugün tüm söz haklarını kendime veriyorum. ''İnternet yayınlarına RTÜK denetimi ve lisans konusunu'' izleyicilerin anladığı karşı pencereden değil, direkt olarak içeriden izah edeceğim. Belki şaşıracaksınız ama denetimsiz hiç bir işin olmaması gerektiğine inanıyorum ve denetimden dolayı memnun olduğumu belirtmeliyim. 29 yıllık basın mensubu olarak ''basın özgürlüğü'' başlığının arkasına sığınıp ''Dejenere toplum projesi'' için var gücüyle çalışanlara ''dur'' denebilmesi gerektiğini savunuyorum. 

Mesela, çoğu ebeveynin haberi bile olmadı ama Netflix'de çocuklar için hazırlanan içeriklerde akıl almaz görüntüler yer alıyor. Son bombası da 10 yaşında hem cinsleri öpüştürmesi olan bu platform artık kendi sonunu hazırlamaya başladı diye düşünüyorum. Biri ''basın özgürlüğü'' derken, diğeri ''isteğe bağlı paralı platform'' diyerek denetimsizliği kalıplara sokuyor. Paralı hizmet diyerek öyle bir özgürlük var ki platformda, çoluk çocuk dinlemeden, yasaklı maddelerden tutun, farklı eğilimlere fazlasıyla ilgi duyurmak için hazırlanan çok özel yapımlar ön plana çıkarılıyor. ''Belli bir yaş grubuna merak uyandırmasını istedikleri o kadar açık belli oluyor ki, bu anlamak için yayıncı olmaya da gerek yok.'' Bu sadece sinema televizyonda değil, kitlelere hitap eden her sektörde göze sokuluyor. Birilerinin tercihlerine saygı duyuyoruz diye onların renkli bayraklarını sallamak zorunda da değiliz. Artık futbol kulüpleri bile mecburiyete çevirdi bu renkli flama işini. Bu kadarına da yeter artık! 

Benim gibi eleştiren ya da itiraz eden olunca hemen ''Özgürlük'' vs deniliyor. Yeni yasayla denetim getirilmesini ''özgürlüğün kısıtlanması'' olarak algılayarak ''Zaten para ödeyip, isteğe bağlı içerik izliyoruz. Ne seçeceğime ben karar veririm. Devlet karışmasın'' diye düşünebilecek olanlara cevaben bir tavsiyem olacak. ''Dostum, zaten sana karışan yok. Seçme yetisi henüz gelişmemiş yaşı küçük kullanıcıların hedef haline getirilmesini önlemek için devletimizin aldığı bir önlem bu. Artık yeni bir bilgisayar, telefon ya da televizyon aldığınız zaman ''Netflix Bedava'' diye bir promosyonla her şekilde hayatımıza bir yerlerden girdikleri gibi, kumandaların üstünde bile özel butonları var. ''3 ay ücretsiz dene'' kısmına internetten tıklayınca 10 yaşındaki bir çocuk bile yetişkin içerikleri ve en azından çıplaklık, hemcins ilişki içeren afişleri görebilmekte. Eğer çocuğuma ben izin veriyorum izlesin diyorsan, çağdaş ülkelerde senin gibi ebeveynlerin çocuklarını devlet, elinden alıp koruma altına alıyor.'' Bu pencereden bakarsak internet platformlarının kontrollü olması konusunda hem fikir olabiliriz. 



İNTERNET YAYINLARINI RTÜK KONTROL EDEBİLİR Mİ? 


Televizyon yayıncılığında 29 yıllık tecrübemize dayanarak fikrimizin alınmasını isteriz. Biz buraya yazdıktan sonra okunup dikkate alındığını biliyoruz. Bu yüzden fikir vermek istiyoruz. Hangi mecra olursa olsun, tüm tv yayınlarının RTÜK kontrolünde olmasını destekliyoruz. Bilirsiniz, fokstar internet tv kanallarının ekipmanlarla sistemini kuruyor. Bu vesileyle bir çok iyi niyetli ve bu işi yapmak isteyen kişiyle görüşüyoruz. Fakat, özellikle son yıllarda ''İnternette tv kanalı kurmak istiyorum'' diye bizi arayanların bir kısmının pek iyi niyetli olmadıklarını anlıyoruz. Bunlar bir yasal boşluk bulup art niyetli bir şeyler yapmak peşindeler. Bizim hassasiyet gösterip kişisel bilgilerini sorduğumuz bu tip yatırımcıların hemen hepsi gizli saklı işler peşinde olduğunu aynı diyaloglarla belli ediyor. Basit bir örnekle;

Sözde Yatırımcı: Kanal kurmak istiyoruz.
fokstar: Hangi şehir?
Sözde Yatırımcı: İstanbul (yalan tabii ki)
fokstar: İsim nedir? Hakkınızda bilgi alabilir miyim?
Sözde Yatırımcı: Ahmet (yine yalan). X Firma (o da yalan)
fokstar: Ne tür bir yayın olacak?
Sözde Yatırımcı: Belgesel falan işte (yine yalan)
fokstar: İçeriği düzgün anlatırsanız ne kadarlık yatırım lazım söyleyebilirim
Sözde Yatırımcı: Devlet RTÜK falan buna karışamıyor değil mi? 

fokstar: İnternet tabanlı olduğu için henüz uygulanabilen bir kanun yok ama devlete karşı işler yaparsanız zaten RTÜK'e gerek olmadan adli işlem yapılır. Bu yüzden her şey hukuka uygun olsun. 
Sözde Yatırımcı: Ben sizi ararım (yalan dolan) 

İşte bu tür diyalogların ardından, arayan kişinin profili, ismi, sosyal medya hesapları vs. 
akıllı telefonlar sayesinde görünüyor. Girip bakıyorum. İsmi başka ve bir tane adam akıllı paylaşımı yok. Kanalı kursa devlete millete zarar. Kadın mı satacak, milleti mi dolandıracak, devlete mi düşman belli değil. Şimdi böyle bir ortamda bunları kim denetleyecek? Tabii ki RTÜK. Bir de bu açıdan bakmak lazım. İşte bu yüzden bir kontrol mekanizmasının olmasını destekliyoruz. Bugün 9 yaşında bir çocuk bile ''Bilmem ne TV'' diye internet sitesi açarak televizyon imajı verebilir. 

Sosyal ağlarda ''internete denetleme'' diye paylaşımlarla rüzgar yapanlara bakmayın siz. Bu son çıkan yasa, ''internette tv yayınlarına denetleme'' getirdi. Arada çok fark var. Denetleme, internetin kendisine değil bu mecradaki yayınlara getirildi. İnternette suç teşkil edecek herhangi bir hareketiniz olduğunda RTÜK'ün denetlemesine gerek yok ki. Şikayet durumunda zaten devletin yetkilileri gereken cezayı veriyor. Son çıkan yasayı sırf eleştirmiş olmak için ''internete yasak getirilmiş gibi yorumlamak'' anlamsız. Bu yasanın çıkış noktasını hepimiz biliyoruz. İlk olarak A9 Kanalı'nın uydu yayınına ceza verilip, internet yayınına ceza verilememesiyle birlikte bu konu gündeme gelmişti. 

Bir de, Netflix, PuhuTV ve BluTV gibi kullanıcı bazlı internet platformlarındaki dizi ve filmlerdeki müstehcen sahnelerin sosyal ağlardaki tanıtımlarında göze soka soka vurgulanması, işi bu boyuta çekti. Açıkçası, Fİ - Çİ dizilerinin fragmanlarını gördüğümde, ''Eyvah, bunlar internet özgürlüğü diye meydanı boş buldu, işi abartmışlar. Bunun faturası bize de çıkar'' demiştim, öyle de oldu. Netflix biraz farklı bir kategoride, ''Korsan film sitelerinin yasal ve daha gelişmiş hali'' diyebileceğimiz portalda 9-10 yaşındaki çizgi karakterler hemcinsleriyle dudaktan öpüştürülmeye başlayınca, RTÜK de bu platformları öpmeye karar verdi. Bu gidişle öpmeye doyamayacak. Artık kanunen RTÜK denetimine giren bu tür içerikleri ben de kınıyorum ve denetimi destekliyorum. 

Yazının başından beri vurguladığım gibi ''Denetlemeye EVET, lisans adı altındaki yüksek ücrete HAYIR'' diyoruz. Çünkü yüksek rakamlar iyi niyetli mütevazı yayıncıların ayakta kalmasını zorlaştırırken, parası olan sahtekarların yasallaşmasını kolaylaştırıyor. Fiyatın yüksek olması mütevazı yayıncıların yerini toplu halde 10 tane lisans alıp piyasada lisans tacirliği yapanlara bırakmasına sebep oluyor. Tıpkı uydu yayınlarındaki gibi korsan ürün satanları internet tv yayıncılığına yönlendirmiş olacak ve RTÜK bunlarla yine baş edemeyecek. Lisans ücreti yerine ''internet tv kanalı'' olmak için MİT araştırması vb. tüm güvenlik araştırmalarını derinleştirmek daha mantıklı bir yol olacaktır. Parayla değil, güvenilir yayıncılarla bu iş temizlenir. 

HER ''TV'' YAZAN, TELEVİZYON KANALI MIDIR? 

RTÜK, internetteki bir içeriğin tv olup olmadığını nasıl ayırt edecek? Ona da çare bulmaya çalışılmış ama ''Dünyada olmadığı gibi Türkiye'de de olmayacak'' bir şeyi denemeye başladılar. Hangisinin TV olup olmadığını ''Yayınlarda logo ve mikrofonda logo kullanımına'' dayandırılmış. Logo ve mikrofonluk varsa tv kanalı olduğu varsayılarak işlem yapılıyormuş. Yani öyle bir yöntem bulmuşlar ki kapıdan kovsan bacadan girmek amacı var gibi görünüyor. Peki, RTÜK teknik olarak bana izah edebilir mi; ''Youtube videoplayer'ı'' vb. platformlarda her içeriğe otomatik logo ekleniyor. En azından kullanıcı profil resminiz video üstünde yer alıyor. Şimdi RTÜK üstünde logo olduğu için tüm youtube hesaplarını tv kanalı olarak sayabilir mi? Sayamaz. O halde dijitalleri de sayamaz. İçeriklerde logo olmayınca nasıl bir yasal boşluk doğacağını hesapladı mı RTÜK? Adam c.nsel içerikli yapıştırsın videoları logo yok, simge yok, kimin yayın yaptığı belli değil, ooooh atı alan gidiyor yani. Ne güzel bir çözüm değil mi? Uydu yayınlarındaki ''önlemlerinizle'' sahte kremcileri, korsan yayıncıları böyle akıl almaz yöntemlerle siz türettiniz farkında mısınız? 

TV kanalı olup olmadığını anlama yöntemlerine geri dönelim. ''Tüm gazeteler ve haber siteleri gibi örneğin Sabah Gazetesi de internet sitesine girince sağ üst köşede Sabah Web TV yazıyor. Yani ATV'den ayrı olarak kendileri Sabah TV Kanalı olarak bir şeyler yapıyorlar ve içerik yayınlıyorlar. Onlar ve tüm gazetelerden TV lisans ücreti istendi mi? Geçmişe dönük lisans ücreti talep edildi mi? Hapis cezası alırsınız yayını kesin diye sms attınız mı? Amatör profesyonel tüm futbol kulüpleri takımlarının tanıtımı için örneğin Malatyaspor TV gibi ismiyle yayın yapıyor, Migros TV gibi ticariler var, acaba onlardan da ücret istediniz mi? Belediye TV ve Üniversite TV kanallarından talepleriniz oldu mu? Bahis şirketlerinin Bahis TV gibi markalarından RTÜK lisansı talep ettiniz mi? Edilemez, edilse bile akıl dışı bir şey olur ama bu tür kurumlar da rahatlıkla lisans ücreti ödeyebilir. Peki, spor medyasının tümü içerik üretip ''TV'' diyor. Onlardan da lisans alalım mı? Maaşlı muhabirin logolu mikrofonlu yayını için lisans ücreti alalım mı? Bu örnekleri yüzlercesiyle artırabilirim. 

RTÜK'e bilgi vermek adına şunu söyleyeyim. İnternet tv kanalları ile internet haber portalları aynı kategoride yer alıyor. Ben kendime ''TV kanalı değilim, internet sitesiyim'' dediğim zaman hiç kimse bunun aksini iddia edemez. "Mikrofonda logon varsa televizyonsun" diyerek lisans isteyemezsin. Yukarıda örneğini verdiğim gibi Sabah Gazetesi'nin internet sitesinde ''Web TV'' yazması ne kadar onları tv kanalı yapmıyorsa, bizi de aynı şekilde tv kanalı yapmaz. Logo kullandın diyerek tv kanalı olunmuyor. Dünyanın her yerinde bu işin standardı böyle. Biz kimse gibi olmak zorunda değiliz ama kendi yöntem ve uygulamalarımızı yaparken aklımızı kaybetmeden yapmalıyız. 

İnternet TV kanalları genellikle 2-4 kişi ile 10-12 kişi arası yayın yapıyor. Sanıldığı gibi onlarca çalışanı olmuyor. RTÜK'ün uydu kanallarından istediği ve beklediği ''reklam kuşağının saati, dakikası, yayın içeriklerinin kayıtlarının aktarılması, ekranda buzlama'' vs. bir çok konuda internet televizyonlarının herhangi bir beklentiyi karşılaması mümkün değil. Dikkatli yayın yapılsa da mutlaka gözden kaçan ufak tefek hatalar olur internet yayınlarında. Kısıtlı personelle RTÜK'ün isteklerinin yerine gelmesi mümkün değil. Biliyorum ki TürkSat tüm uydu yayınlarını internet tabanlı olması için çalışıyor ama mütevazı yayıncılara kapı açacak hiç bir plan proje yine yok. Her şey holdingler için! 

İnsanları buna teşvik etmemek için detayları buraya yazmayacağım ve kimseye de söylemeyeceğim ama bir çok farklı yöntemle yasal olarak yayınlara devam edilebilir. Kesintisiz olarak 1999'da ABD üzerinden yayına başlayarak Türkiye'yi internet yayıncılığıyla ilk biz tanıştırdık ve bütün zorluklarını biz çektik. 2006'da yayınımızı Türkiye'ye taşıyarak YERLİ olmak için o döneme göre çok yüksek olan 50 Bin TL para harcadık. Şimdi tepeden inip ''Parayı veren lisansı alır'' diyorsunuz ama yanılıyorsunuz. 

Ara sıra hatırlatmakta yarar var. ''Denetime EVET, Lisans adı altında para ödemeye HAYIR'' diyoruz. Dijital Televizyon yayıncılığını Türkiye ve dünyaya biz tanıttık ve RTÜK bu yazılarımı okuyor. O yüzden de kendilerine söylemek istediklerimizi buradan anlatıyoruz. İnternet tv kanalları ile uydu kanalları arasındaki fark, ''Silahsız Hava Aracı ile F16 Savaş Uçağı'' kadar farklıdır. Aynı kurallara göre yönetilemez. F16 ile İHA farklı yönetilir ve İHA'nın işlevi ve başarısı boyundan büyüktür. Dijitaller de İHA gibi etkili ama küçüktür. Ben çocuğa anlatır gibi izah ediyorum ama biliyorum ki RTÜK, herhangi bir tv yayını faaliyeti ve bilgi birikimi olmayan ''İnternet bilmem ne derneği'' adı altında bir grup adamla toplantı yapıp bir açıklama yapar lisans konusunda. 

YAYINCILIK RTÜK'ÜN PARA KAYNAĞI HALİNE GELDİ 

2006 yılında RTÜK akıllı işaretler toplantısında ilk defa ben, ''Dijital İnternet TV yayınları da RTÜK ile lisansa bağlansın'' dediğimde, yetkililer konunun ne olduğunu bile bilmiyorlardı. ''İnternet TV ile web sitenin aynı şey olduğunu zannediyorlardı''. Bir kaç yıl lisans konusu gündeme girsin diye dile getirmeye devam ettim ve telefonla da bir kaç defa bilgi verdim ama ''internet yayınları'' hiç ciddiye alınmamıştı o yıllarda. Sonra RTÜK 2008'de ''Bireysel Eksenli İnteraktif Yayıncılık IP TV'' adı altında bir kitap yayınladı. Bazı yabancı kaynaklar ve bir çok ''uzman'' görüşü bu kitapta yer alıyordu. Baştan sonra okudum ama bizim yaptığımız dijital yayıncılığı değil ''Otel odalarındaki menü tanıtılan kapalı devre 1. kanalı'' anlatmışlar. Çünkü uzmanlıkları televizyon yayınları değil teknik sistemler üzerine. Ben o kitapta internet tv adına hiç bir şey göremedim çünkü RTÜK konuya ancak o kadar hakimdi. Sonrasında çıkartılan kanun da yine aynı mantıkla hazırlandı. 

Bu konular profesöre, öğretmene, yazılımcıya değil yayıncıya sorulup öğrenilir! Bana sorulmadığına göre kimin bilgisine başvuruldu merak ediyorum. 2006'da ciddiye almadığınız internet yayınları için şimdi ne oldu da lisans ücreti istiyorsunuz? Televizyonculuk, RTÜK'ün para kaynağı haline mi geldi? Sadece internet tv değil, uydu yayınları için de istenen lisans ücretleri çok yüksek ve anlamsız. Uydu ve İnternet için lisans ücreti karşılığında RTÜK yayıncıya ne vaad ediyor? Elimize bir kağıt verip, ''hadi bakalım yayınaaa'' deyip gönderiyorlar. Sonrasında RTÜK reklam payı da alıyor. Üç kuruşluk reklam alıp bir kısmını RTÜK'e veriyorsunuz. İzleyiciler bilmez ama uydu kanalında yayınlanan reklam ücretlerinin bir kısmı RTÜK'e gidiyor. Şimdi aynı şeyi internet tv için de yapmaya karar verdiler. ''Kanallar neden kapanıp duruyor zannediyorsunuz?'' Bu ücretlerii değerlendirirken Kanal D, ATV, FOX olarak değil şehrinizdeki mütevazı kanalları göz önünde bulundurun. 
İşte bu yüzden ''Ulusal lisans'' ve ''Bölgesel Lisans'' diye ayrılırdı eskiden. 

''Eskiden'' diyorum çünkü yakın geçmişte ''Anadolu Kanalları'' ile ilgili açıklama yapılırken ''Onlar da artık ulusal kanal oldular'' demişlerdi ve bunu ''Arada fark yoksa lisans ücreti de aynı olur'' diye eleştirmiştim. İşte o ayrımı da yavaş yavaş kaldırıyorlar ve herkesi aynı kefeye koyuyorlar kimse farkında değil. Sonra da ''RTÜK korsan yayıncılıkla mücadele ediyor'' diyorlar. Bir kısım kötü niyetli kanalı bir yana koyalım ama çoğunluğu da RTÜK'ün faturalarından dolayı ''Ekranda krem satalım, telefon satalım faturaları ödeyelim'' diye bu işlere yöneliyorlar. RTÜK bir şeyi bilmelidir ki; ''Parayla ıslah olmaz, denetimle iflah olur.'' 

PARAYLA ISLAH OLMAZ DENETİMLE İFLAH OLUR 

Söylediklerim iyi anlaşılsın, denetime sonuna kadar varız ama lisans ücretini kesinlikle kabul etmiyoruz. ''Kabul etseniz de etmeseniz de artık kabul edildi'' diyeceksiniz belki ama o kadar da basit değil. Dijital TV kanallarının klasik uydu yayıncılığından en büyük farkı, vergisini ödediği bir internet sitesi üzerinden ''RESMİ'' olarak yayın yapmasıdır. (gizli saklı olanları ayrı tutuyorum) Sanki katilmişler gibi sms ile dijital tv yayıncılarını tehdit etmekle bu iş çözülmez. Dolandırıcılık, p.rnografi, şiddet vs. haricinde bir internet sitesinin ne yapıp ne yapamayacağına RTÜK karar veremez. 

Dijitaller, internet dışında hiçbir platformdan yayın yapmadığı için bunu paralı bir lisansa bağlayamazsınız. Bağlarsanız içeriği ne olursa olsun tüm internet siteleri için lisans istenmesi gerekir. "Sen televizyoncusun para ver, sen değilsin para verme" denilebilir mi? Lisans parası da neyin nesi? İçerikte terör, yasaklı ürün vs bir şey varsa ona adli yolla yaptırım uygulanır zaten. Bunu RTÜK değil ADLİ MAKAMLAR yapar. RTÜK bir adli makam olmadığı için program bazlı yayın içerikleri dışında internetteki herhangi bir şeye karışma yetkisine sahip olamaz. Eğer sahipse, internetten telefon görüşmeleri, sosyal ağlar, haber siteleri vs her şeyi RTÜK kontrol eder. İnternette ''RTÜK ona karışır ama buna karışamaz'' diye bir şey söz konusu olmaz. ''Ya hepsi, ya hiç biri'' mantığıyla hareket edilir. Böyle bir şey mümkün değil. 

Bu kanunun maddeleri neye göre belirlenmiş belli değil. ''Avrupa Birliği böyle yapıyor'' deyip geçilmiş. TV Kanalı olmadığı halde, özellikle Türkiye'de web sitesine video yerleştiren hemen herkes ''TV'' ismini kullanıyorken, hangisini televizyon olarak kabul edip müdahale edeceksiniz? Sadece isimle de bitmiyor ki, rastgele bir haber portalı ya da gazetenin internet sitesine girin ve üst köşede ''TV'' yazan butonları kendiniz görün. Gerçekte 20 tane internet televizyonu anca sayabileceğimiz ülkemizde herkes kendisine ''TV Kanalı'' diyor, nasıl olacak bu işler? İnternet sitelerinin tepesine ''WEB TV'' yazan ve aslında televizyon olmayan gazetelere de bir lisans düşündünüz mü? Düşünmeyin, çünkü zaten gazeteler size parayı verir. 

Geçtiğimiz günlerde yayıncılar beni arayıp söylüyorlar, internet tv yayıncılarının cep telefonlarına, nereye ait olduğunu bulamadığımız bir uyarı mesajı gönderilmiş. Özetle diyor ki, ''Lisans alın hapse girersiniz'' diyor. Bizzat ben aradım RTÜK'ü ve sordum; ''Yahu devlet nereden geldiği belli olmayan bir mesajla uyarı gönderir mi yayıncıya, biri dalga mı geçiyor yoksa bir dolandırıcılık olayı mı var. (İlgili kişinin ismini verdim) lütfen bilgilendirin kendisini tedbir alsın'' dedim. Çünkü akıl almaz bir şey mesajla uyarı göndermek. Böyle bir mesajı toplu olarak herkes birilerine gönderip sonuna da RTÜK yetkilisi ismini ekleyebilir. Böyle iş mi olur? Sonradan öğrendik ki sahte mesaj değilmiş. Gerçekten RTÜK üyesi göndermiş. Yahu RTÜK televizyonlarla iletişimden mi çekiniyor. Arayıp tanışıp konuyu izah edip uyarsanız, dert dinleseniz güzel olmaz mı? Nedir bu mesafe sevdası. Böyle mi çözeceksiniz işleri. 

RTÜK öncelikle bizim gibi yayınları anlamalı. Basit bir internet sitesi mantığıyla çalışmıyoruz. Ekipmanlarımız var ve yayın çıkışımız HD-4K kalitesiyle çoğu klasik televizyondan daha üstün. Bu yayıncılık modelinin dünyada tercih edilmesinin ilk sebebi en ucuz maliyetlerle kaliteli yayın yapılabilmesidir. Eğer kurul bunu biliyor olsaydı bugün ''Ücreti hangi akla hizmet çıkarttık'' diye kendilerine sorarlardı. RTÜK, 175 Bin Liraya kurulan bir internet tv kanalının ne kadar aylık yayın gideri var biliyor mu? Bilmiyor tabii ki nereden bilsin. Kime sordukları, kimden öğrenmeye çalıştıklarını ben de bilmiyorum. Yine profesörlere sormuş olabilirler ama bana sormadıklarına göre bilmedikleri de kesin. Bana sorulmasının şahsıma zerre kadar faydası olmaz, benim derdim sektöre katkı sağlayacak doğru adımın atılması. Madem arayan soran yok, bari buradan duyuralım da ona göre masaya yatırılsın. 

Para pul hesapları buralara yazılacak şeyler değil ama anlatıyoruz ki bir iş yapılıyorsa bilinçli yapılsın. Mütevazı kanallar üzerinden örnek verecek olursam aylık yayın giderimiz 1500 TL. Bu sadece yayın giderimiz ona göre hesaplayın. Ekmek arası döner satmıyoruz ki kapıdan geçen kasaya para bırakıp gitsin. Türkiye'de bir kaç yıl öncesine kadar hiç bilinmeyen bir yayıncılık modelini reklam verene izah ederek, olmayacak ücretlere ''tamam olur'' diyerek kaynak sağlıyoruz. Çoğu zaman ''Reklam filmini ücretsiz + video reklam yayını + web site banner reklamı'' ile üçü bir arada anlaşarak tamamen kendi yağıyla kavrulan kanallarız. Reklam ajansları, Kanal D, ATV, FOX'tan başka kanal tanımadıkları için ''kralı gelse tanımam'' mantığıyla bizlere katkı sağlamıyorlar. Bu yüzden internet yayıncıları, ''Gelir gideri karşılıyorsa sıkıntı yok'' düşüncesiyle hareket eden kanallardan ibaret. Dijitaller de aynı şekilde ayakta kalıyor. Yatırımcısının iş çevresi ve reklam potansiyelinin genişliğine göre kazanç oluyor. 

FTV TÜRK, 1 kuruş destek almadan Türkiye'den yayın yapabilmek için 20 yıl önce 50 Bin TL teknik yatırım yaptı. ''Bana mı yaptın, kendine yaptın'' demeyin onu da anlatacağım. Bazıları için küçük olan bu rakam bir internet işi için çok büyüktür. En azından bizim için büyük bir rakam. Diğer tüm yayıncıların aksine benim gelir beklentim yok. TV kanalı kurulum işleri ve kendi yaptığım programlardan ve reklam filmlerinden para kazanıyorum. Mesela reklam filmi çekince, 'Bunu senin kanalda da yayınla'' diyorlar yayınlıyorum. Yani parayı yönetmenlikten kazanıyorum. fortunaTV sadece televizyonculuk yaptığım bir vitrin benim için. Kurulduğundan beri İngilizce Türkçe yayın yapan kanalımız Dünyanın her yerinden izleyiciye sahip. Türk televizyonculuğunda önemli bir rolümüz olduğu ortada. Standartların üstünde önemli işler yapıyor olabiliriz ama bu şartlarda netflix, youtube, blutv, puhutv, life+ gibi holdinglerle aynı kefeye konularak LİSANS adı altında bedel ödetilmek istenirse son derece manidar olur. 

Her türlü resmi kayda ve denetlemeye varız ama lisans dediğiniz o ücreti ödeme kısmına yanaşamayız. RTÜK'le ilgili bizim yayınlarımızı etkileyecek hiçbir negatif durum yoktur ve olmayacaktır. Düzeltilmesi gereken bir şey olursa onu da yaparız. Hiçbir kamera ve televizyonun ulaşamadığı Mavi Marmara saldırısını da, Açe'de tsunamiyi de, Doğu Türkistan zulmünü de, Gölcük depremini de, 15 Temmuz ihanetini de, doğal afetleri de, gerektiği anda, anında ve yerinden İLK DEFA CANLI YAYINLA Dijital TV ile biz dünyaya duyurduk. İmkansızı başarıyor olabiliriz ama lisans ücreti bize ağır gelir. Lisanslama için ''Devlet desteği veriyoruz'' derseniz, yarın kapınızdayım, o ayrı tabii ki. Biz 2014 yılında KOSGEB belgemizi de aldık ama kullanmadık. Bu tür desteklerde önce siz parayı harcıyorsunuz, KOSGEB faturalara göre aylar sonra size ücreti geri ödüyor ama ödeyeceğinin bir garantisi de yok. Biz zaten paramızı harcayıp kurmuşuz, sonu belli olmayan bir kosgeb desteğini neden kullanalım ki? Biz de belgemiz olmasına rağmen henüz kullanmadık. Yatırımı 2014 yılından çok önce yaptığımız için belki destek programını ileride stüdyolar için kullanmayı düşünebiliriz. Şu ortamda yeniden bir yatırım yapmaya da kalkmayız, onu da belirteyim. 

Uzun lafın kısası, her türlü denetime, resmiyete razıyız ve hazırız ama ''lisans'' adı altında bırakın 100 Bin liralar, 1 TL ücret ödemek istemeyiz. Milyonluk kurumlarla bizim gibi yayıncıları aynı kefeye koymayınız. Geçtiğimiz aylarda dile getirdiğimiz bu yazımızda belirttiğimiz ve taleplerde bulunduğumuz sorular cevap bulmuştu. Resmi gazetede yayınlanan kanunun bizi ilgilendiren en önemli maddesi şu olmuştu: 

''Bireysel yayın ve iletişim hizmetlerini internet ortamından iletmeye özgülenmiş platformlar (haber, film ve dizi yayınları hariç) ile gerçek ve tüzel kişiler söz konusu düzenlemenin kapsamı dışında tutuldu.'' 

2 yorum:

  1. Adsız30/9/18

    Bilmem ne TV komik geldi ama haklısın reis

    YanıtlaSil
  2. Senin kadar bende çok kızgınım bu duruma.

    YanıtlaSil

Düzgün dille ve hakaret içermeden yazılan yorumlarınız, editör onayından sonra yayınlanmaktadır. www.fortunaTV.com