MEDYA HABERCİSİ
Haber Ara

RTÜK: İNTERNET TV KANALLARI LİSANSLARI

''Yok artık'' diyerek başlayabilirdim ama bugün, internet yayıncılığında dönüm noktası olacak bir yazıyla karşınızdayım. Günümüzün popüler söylemiyle, ''Görüyorsunuz! Anlatmaya gerek yok! Hiç bir şey demiyorum'' diyerek kendimi pek anlatmamaya çalışıyorum. Fakat, konuyu daha bütünüyle ifade edebilmek için, öncelikle (daha önce hiç anlatmadığım) biçimde kendimi sizlere anlatacağım. Ön yargıları kırmak için baştan söylemem gerekiyor ki, övünmek, kendini bir yerlerde görmek, hava atmak vs. benim için en son söylenecek sözdür. Dostlarım ve sektörümüz bilirler ama şahsi olarak beni tanımadan yazılarımı okuyanlar daha iyi anlasın isterim. Bildiğiniz gibi Antalya doğumluyum. Hayatımın ilk 20 yılını Antalya'da, geri kalan 20 yıldan fazlasını da İstanbul'da geçiriyorum. Bizim sektörden makyöz eğitmeni ve makyaj tasarımcı eşim Pınar Aktaş'la 6 yıllık evliyiz. Sürekli İstanbul Mecidiyeköy çevresinde ikamet ediyoruz. (İstanbul'u Mecidiyeköy'den tarif ederim. Benim için merkezdir). İngilizcem zaten iyi ama Almancayı da kendimi idare edecek kadar konuşurum. Rus (kiril) alfabesini bilirim. Bir kaç dilde karşılama cümlesi pratiklerim var (Yabancıların benimle, benim onlarla mesleki bağlantılarım da buradan kaynaklıdır) ama ona da konuşmak denmez tabii ki. 1992'den itibaren başlayan meslek hayatımda medyanın her alanında FORTUNA ZAFER olarak çalışmalar yapmaya başladım. 90'larda Sunucu ve Yönetmen olarak başladığım mesleğime yerli yabancı tv kanallarıyla devam ediyordum. Sokakta benden imza istendiği 90'lı yıllarda; ''Şöhret, özgürlüklerin kısıtlanmasıdır. İşimde başarı getirecek kadar bilinirlik yeterli. Ben tanınmak derdinde değilim. Bir gün tüm televizyonlar internete taşınacak ve ben de internetten yayın yapan bir tv kanalı kuracağım. Gelecek, internettedir'' diyerek herkesi kendime güldürüyordum. Çünkü, o günlerde bırakın internetten yayın hayal etmeyi, internet nedir hiç bilinmiyordu. Ben, ''İnternet ağı olduğuna göre, antenlerin yerine bu ağdan yayın yapılabilir'' diye düşünüyordum. Yani, doksanlarda internet yayınları kimsenin aklına gelen bir şey değildi. Hal böyle olunca, çoğu meslektaşının hayallerini süsleyen tüm televizyonculuk zirvelerini 20'li yaşlardan itibaren görmüş birinin neden her şeyden vazgeçip ''internet televizyonculuğu gibi gereksiz bir işin'' hayalini kurduğuna anlam veremiyorlardı. ''Abi ne interneti? İşte paranı alıp işini yapıyorsun, bir sürü hayranın var, ne gerek var böyle hayallere. Ben senin yerinde olsam...'' diyorlardı. Fakat, ben gelecekte kesinlikle bu hayalimin gerçekleşeceğini düşündüğüm için 1992'den itibaren marka olabilmek için fortunaTV'nin plan projelerini hazırlamıştım (dile kolay 26 yıl önce). Kanalı kuracağım tarihe kadar yerli ve yabancı tv kanallarına işler yapmaya devam ettim. Çalışmayı çok sevdiğim için sektörümle alakalı aynı anda birkaç işi yapardım. Kesinlikle alkol sigara kullanmam ama dönemin en hızlı gençlerinden biri olarak Dj'lik de yaptığım için Antalya'nın turistik diskoları yetmez, bir de dışarıdaki ekstralara giderdim. Yüzlerce personelin çalıştığı, 2-3 Bin kişilik Disco ve beach club gibi çeşitli kaliteli turistik mekanların işletmesini de yaptım. Televizyonculuğu hiç bırakmadım ve onunla birlikte sanat ve eğlence dünyasında çalışmalar yaptım. (Menajer terimini pek sevmem) Ünlülerin Medya Danışmanlığını uzun yıllar yaptım ve bir çok organizasyon düzenledim. 17 yaşımda sanat aleminin içerisine girdiğim için perde arkasını fazlasıyla biliyorum. Özellikle sanat alemiyle ilgili ahlaki konularda ve televizyon dünyasıyla ilgili olarak ''bunu yapmayın, kısıtlama olsun, kurallar olsun, sonsuz özgürlük olmaz, RTÜK müdahale etsin'' vs. tepkilerimi okuyanlar geçmişte benim nelere şahit olduğumu bilmedikleri için ön yargılı olarak ''geri kafalılık'' yakıştırması yapabilirler. ''Olsun yapsınlar''. Her ne kadar, son 10 yıldır alkollü mekanlar ve dejenere ortamlardan uzak dursam da, geçmişte içlerinde bulunmuş olmamı tek hatam olarak görüyorum. Çünkü dışarıdan bakınca ''Çöplüğün içi'' gibi göründüğünü anladım. Tabii her şeye rağmen ben pisliklere bulaşmadım ve kendimi ''temiz kalanlardan'' sayarım ama çöpün içerisindeyseniz aslında bir farkınız yoktur. Ortamda olunca, aklınızın almayacağı kadar içini dışını, bütün pisliklerini biliyorum bu piyasanın. Bütün tepkim de onadır zaten. Sadece mekanlarla sınırlı değil, sanat, sinema ve televizyon camiası için de söylüyorum aynı şeyleri. Eğer bir konuya tepki veriyorsam vardır bir bildiğim elbet! Her şeyi de yazıya dökmek uygun olmuyor bazen. Bunu anladığınızı farz ederek ilk dijital tv yayınlarına nasıl başladığımı ve RTÜK'ün internet yayınlarını denetlemesini destekleme sebeplerimi yazının devamında okuyabilirsiniz. Aşağıdaki kısa video belgeselde Türkiye ve dünya televizyon yayıncılığının başlangıcı ve ilk dijital tv kanalı hakkında her şey anlattım. 

 


İLK İNTERNET TV YAYINI
Biz asıl konumuza dönelim. Yukarıda anlattığım gibi 90'larda maaşlı çalışmaya devam ederken, geleceğin planlamasını artık gerçeğe dönüştürecek ilk adımı atabilecek bir teknik imkan bulmuştum. İlk iş olarak sunuculuğu bıraktım ve artık ekrana çıkmayarak sadece yönetmenliğe devam etmeye başladım. (Yani herkesin ekrana çıkmak için üstüne para verebileceği bir dönemde ekranları bıraktım) İnternet yayınlarının başlangıç noktası olan ve sadece Hintçe sayfaya sahip, beta sürüm halindeki bir Hindistan şirketinin platformuna üye oldum. (Hintçe bilmem ama yaptım). Ülkemizde internet altyapısı 1999'da çok yetersiz olduğu için Hindistan üzerinden ilk internet tv yayını aktarımına başladım. Klasik tv kanallarına yaptığım programlardan kazandıklarımdan arttırdığım paralarla fortunaTV Channel Türkiye'nin ilk internet tv kanalı olmuştu (1999). Diğer kanallarda maaşlı çalışmaya devam etmek zorundaydım. O eski dönemlerde ücretli bir yayın paneli kullanılıyordu, ekipman yoktu. Ben o paneli ücretsiz olan web siteme yerleştirip video akışı veriyordum. Hiç bir geliri yoktu ve giderleri maaşımdan karşılıyordum. Neredeyse tüm izleyici kitlemiz yabancılar olduğu için reklam alma şansım yoktu. Zaten reklam alsam yayınlayacak teknik imkan yoktu. Tüm zorluklara rağmen istikrarlı bir şekilde kesintisiz yayınıma devam ettim. Bir kaç yıl sonra Hintliler şirketi ABD'ye sattı. Tüm sistem ABD'de yeni bir isimle kuruldu. Bana da bir mail gönderdiler. ''Tüm kanallar içerisinde istikrarlı yayınlarınız ve en çok izlenenlerden biri olduğunuz için, sizi sisteme ücretsiz üye yapıyoruz. Yayınlarınıza aynen devam ediniz'' diye bir mesaj geldi. O kadar izlendiğimizi bilmiyordum. Çünkü platformda dünyanın en büyük tv kanalları vardı. Onların arasında en çok izlenenlerden biri olmak beni çok şaşırttı. (Elin Amerikalısı beni takdir edip gel ücretsiz devam et derken, RTÜK 100 Bin TL lisans ücreti bekliyor. O konuyu alt başlıklarda anlatacağım). 2000'li yıllarda ABD'den yayınlarımın devamı için hemen her şeyi güncelledim. fortunaTV yenilenmiş oldu ama bana yine de yetersizdi. Bir yandan diğer kanallarda çalışıp para kazanıyor, bir yandan da ''Yayınımızı Türkiye'ye nasıl taşırım'' diye teknik bilgiler ediniyordum. (Uzaktan erişimle yayın yapmak mucize gibiydi.) O dönem Türkiye'de kurumsal web siteler kurulmaya başlanmıştı. Radyo ve televizyonlarda program yapan dostlarıma rica ederek web sitelerde de haberler yaptırdım ve basın bültenleri göndererek fortunaTV'nin sektörde bilinirliğini sağladım. Bazı günler medyada nereye elini atsan bizden bahseden oluyordu. Fakat ABD üzerinden basit bir panelle yayın yapmak çok amatörce bir işti benim için. Dünyaca ünlü kanallarla aynı mecrada ilk 10 içerisinde izleniyorduk ama yıllarca uzaktan erişimle bu şekilde eskide kalmış panellerle yayınımızı sürdüremezdik. (Bizim 20 yıl önce kullanıp bitirdiğimiz bu panelli sistemi bugün IP TV kanalı diye satanlar var.) Bu iş panelle olmayacağı için, uzun süre kendime ait teknik donanımı geliştirmek için araştırmalar ve çalışmalar yaptım. Her şey hazır olduğunda ve ülkemizin internetinin daha iyi olmaya başladığı 2006'da, artırdığım paralarla 50 Bin TL masrafla Türkiye'yi ilk IP TV yayıncılığıyla tanıştırdım. Tamamen reji için kurduğum yayın istasyonu ekipmanları ve tüm donanımlar 50 Bin TL'ye mal olmuştu. Yani, televizyonculuktan kazandığım tüm paraları Dijital TV yayıncılığı için harcadım (2006). Otomobillere hiç hevesim olmadı, ''Arabam yoktu ama TV Kanalım vardı''. Zamanla donanımı, web siteyi, cihazları sürekli yenileyerek masraf yapmaya devam ettim. Yurt dışında ve Türkiye'de daha anlaşılabilir olsun diye FTV TÜRK ismini de ekleyerek fortunaTV, 2006'dan beri 7/24 HD canlı yayınlarına devam ediyor. Günümüzde, ''Gel uyduya çıkaralım masrafları biz karşılayalım'' diye teklifler geliyor ama kabul etmiyoruz. fortunaTV 1999'da başladığı yayın hayatında hedefinden hiç şaşmadı. Türkiye'nin ilk internet TV Kanalı, ilk IP TV Kanalı, ilk Dijital TV Kanalı olarak kalmaya devam edecek. Halen, HD yayın yapıyoruz ve bundan sonraki aşamamız 4K yayını beklemek olacaktır. ''Beklemek'' diyorum, çünkü internet tabanlı 4K yayınlar için şu anda çok erken. fortunaTV altyapısı yıllardır 4K olarak hazır. Fakat, izleyiciler için 4K yayın şu anda (internet paketlerinin yetersizlikleri) sebebiyle uygun değil. Bir gün o da olacak. Günümüzde, Türkçe-İngilizce yayınlarımız, başta Türkçe konuşulan her yer olmak üzere dünyada yabancı dillerin konuşulduğu tüm coğrafyalarda izleniyor.



İNTERNET YAYINLARINI RTÜK KONTROL EDEBİLİR Mİ? 

Yukarıda uzun hikayemizi anlattık. Eğer okuduysanız, internette televizyon yayıncılığında 19 yıllık tecrübemize dayanarak fikrimizin alınmasını isteriz. Biz buraya yazdıktan sonra okunup dikkate alındığını biliyoruz. Bu yüzden fikir vermek istiyoruz. Hangi mecra olursa olsun, tüm tv yayınlarının RTÜK kontrolünde olmasını destekliyoruz. Bilirsiniz, fokstar internet tv yayınlarının sistemini kuruyor. Bir çok iyi niyetli ve bu işi yapmak isteyen kişiyle görüşüyoruz. Fakat, özellikle son yıllarda ''İnternette tv kanalı kurmak istiyorum'' diye bizi arayanların bir kısmının pek iyi niyetli olmadıklarını anlıyoruz. Bunlar bir yasal boşluk bulup bir şeyler yapmak peşindeler. Bizim hassasiyet gösterip kişisel bilgilerini sorduğumuz bu tip yatırımcıların hemen hepsi gizli saklı işler peşinde olduğunu aynı diyaloglarla belli ediyor. Basit bir örnekle,

Sözde Yatırımcı: Kanal kurmak istiyoruz.
fokstar: Hangi şehir?
Sözde Yatırımcı: İstanbul (yalan tabii ki)
fokstar: İsim nedir? Hakkınızda bilgi alabilir miyim?
Sözde Yatırımcı: Ahmet (yine yalan). X Firma (o da yalan)
fokstar: Ne tür bir yayın olacak?
Sözde Yatırımcı: Belgesel falan işte (yine yalan)
fokstar: İçeriği düzgün anlatırsanız ne kadarlık yatırım lazım söyleyebilirim
Sözde Yatırımcı: Devlet RTÜK falan buna karışamıyor değil mi? 

fokstar: Henüz bir kanun yok ama devlete karşı işler yaparsanız zaten RTÜK'e gerek olmadan yasal işlem yapılır. Bu yüzden her şey hukuka uygun olsun. 
Sözde Yatırımcı: Ben sizi ararım (yalan dolan) 

Bu diyalogların ardından, arayan kişinin profili, ismi, sosyal medya hesapları vs. 
akıllı telefonlar sayesinde görünüyor. Girip bakıyorum. İsmi başka ve bir tane adam akıllı paylaşımı yok. Kanalı kursa devlete millete zarar. Kadın mı satacak, milleti mi dolandıracak, devlete mi düşman belli değil. Şimdi böyle bir ortamda bunları kim denetleyecek? Tabii ki RTÜK. Bir de bu açıdan bakmak lazım. İşte bu yüzden bir kontrol mekanizmasının olmasını destekliyoruz. Bugün 9 yaşında bir çocuk bile ''Bilmem ne TV'' diye internet sitesi açarak televizyon imajı verebilir. Sosyal ağlarda ''internete denetleme'' diye paylaşımlarla rüzgar yapanlara bakmayın siz. Bu son çıkan yasa, ''internette tv yayınlarına denetleme'' getirdi. Arada çok fark var. Denetleme, internetin kendisine değil bu mecradaki yayınlara getirildi. İnternette suç teşkil edecek herhangi bir hareketiniz olduğunda RTÜK'ün denetlemesine gerek yok ki. Şikayet durumunda zaten devletin yetkilileri gereken cezayı veriyor. Son çıkan yasayı sırf eleştirmiş olmak için ''internete yasak getirilmiş gibi yorumlamak'' anlamsız. Bu yasanın çıkış noktasını hepimiz biliyoruz. A9 Kanalı'nın uydu yayınına ceza verilip, internet yayınına ceza verilememesiyle birlikte bu konu iyice gündeme geldi. Bir de, PuhuTV ve BluTV gibi kullanıcı bazlı internet platformlarındaki dizi ve filmlerdeki müstehcen sahnelerin sosyal ağlardaki tanıtımlarında göze soka soka vurgulanması, işi bu boyuta çekti. Açıkçası, Fİ - Çİ dizilerinin fragmanlarını gördüğümde, ''Eyvah, bunlar meydanı boş buldu, işi abartmışlar. Bunun faturası bize de çıkar'' demiştim. Netflix ise bence farklı bir kategoride, korsan film sitelerinin yasal ve daha gelişmiş hali diyebiliriz. 

LİSANSSIZ İNTERNET YAYINLARINA CEZA 
Yeni yasayla birlikte Netflix, Life+, PuhuTV ve BluTV, RTÜK lisansı altına alınacak. Bu markalar da içeriklerinde değişikliklere gidecekler. Lisanslılar için bir sorun yok bence. Artık MİT izni alarak kanal kurulabileceği için ipsiz sapsız adamlar, ''internet tv'ye devlet karışamaz'' diyemeyecek. Saklayacak bir şeyi olmayan adam, MİT ya da devlet izninden korkmaz ve rahatsız olmaz! Bu işi de muhalefet iktidar taraflarına çekmeyin, künye bilgileri bile olmayan ve hatta terör örgütlerine çalışan internet yayınları var. Biz kimin kim olduğu belli olsun istediğimiz için MİT araştırmasını destekliyoruz. Peki burada adı geçmeyen ve lisansa dahil olmak istemeyenler ne yapacak? Farklı yöntemlerle yasayı delecekler. Çünkü bu yasa, kötü niyetli yayıncıları durduracak bir yasa değil. Önümüzdeki süreçte sürekli kapanıp açılan web sitelerini göreceğiz. Fakat en azından erişim engeli koyarak zararlı yayınlara ''dur'' demeyi umuyorlar. Bildiğiniz gibi internet siteleri çeşitli alan adları altında yer alıyor. Örneğin, kötü niyetli biri web sitesini Fransa'dan satın alarak yayın yapıyor. Siteyi satın alırken vergi alınıyor ve her şey yasal. Ona sadece içerikten dolayı ceza kesilebilir. Anca, Türkiye'den erişim engeli koyulabilir ama her şekilde oraya erişim devam eder. Bölücü unsurlarla uğraşan hainler için RTÜK olmadan da zaten yaptırım uygulanabiliyor. Hainler bir yana, en basit korsan maç yayınlayanlarını ele alalım. Farz edelim ki RTÜK bir web siteyi durdurdu. Kötü niyetli yayıncı eski isminin yanına 1-2-3 rakamı ekleyerek yeni bir isimle yayına devam eder. 50 defa kapatılsa 150 defa geri gelirler. Adı üstünde ''korsan yayın'' olduğu için, marka dertleri yok, isminin değişmesi de hiç sorun değil onlar için. Bahis destekli siteye ''1TV, 2TV, 3TV'' derler iş biter. Yani RTÜK, lisanslı yayınlara ceza verebilir, lisansı iptal edebilir ama kötü niyetli yayıncıyı engelleyecek bir yasa değil. 

İNTERNET TV LİSANS ÜCRETİ 100 BİN TL OLMUŞ!  
''Denetlenmeyi kabul ederiz ama bizim gibi mütevazı bütçelerle kanalını kuranlar lisans ücreti ödemeye mecbur bırakılırsa ona hiç kimse yanaşamaz.'' demiştim. İşte o akıl almaz ücretler belli oldu. Yeni düzenlemeyle internet üzerinden yayın ücretleri şu şekilde: 

İnternet Radyo yayını lisans ücreti: 10 bin TL
İsteğe bağlı yayın lisans ücreti: 100 bin TL
İnternetten Televizyon yayını lisans ücreti: 100 bin TL

Bu fiyatlar göz önüne alınırsa, 5 Bin TL'ye internet radyosu kuran kişi 10 Bin TL lisans ücreti ödeyecek. 10-50 Bin TL arası internet tv kuran birisi 100 Bin TL lisans ücreti ödeyecek. Yani kanalı kurduğun ücretin iki katını RTÜK alacak. Peki RTÜK ne gibi bir katkı yapacak bu yayınlara. Koca bir ''HİÇ''. Lisans adı altında oturduğu yerden 100 Bin TL para alacak. Bakkal dükkanı açarken bile devlet böyle rakamlar almazken, neden tv yayınlarına 100 Bin TL talep ediliyor? Türkiye'de bu işi yapmanın bedeli 100 Bin TL mi? Televizyonculuk yapmayın, gidin kafe açın mı demek istiyorlar! Bizim kanallarımızın o kadar geliri var mı ki bu ücreti belirlediniz? Bu ücreti kimler neye göre belirledi açıklasın? İnternet yayınlarını benden daha bilen varsa çıksın karşıma ve desin ki ''Şu yüzden 100 Bin TL belirledik''. Sağ olsunlar bir de 200 Bin TL olan ücrette indirim yaparak 100 Bin TL'de karar kılınmış. ''Ne kadar düşünceli insanlarsınız, gözlerimiz doldu.'' Bu kadar akıl almaz bir şey olamaz. 100 bin TL lisans + 10-50 bin TL en az kurulum masrafı olan bir yatırımcı nasıl yapacak bu işi? Yoksa siz Dijital TV Kanallarını, ATV, Kanal D ile falan mı karıştırdınız? Netflix, Amazon, Blu TV, Life+, PuhuTV için bir sorun yoktur, bu parayı öder. Çünkü kurumları tüm reklam pastasından faydalanabiliyor. Peki bizim gibi yayınlar ne olacak? ''Bize ne! 100 Bin TL ödeyemezse kapansın gitsin'' diye mi düşündünüz? Ne düşünürse düşünsünler, cevabı ben vereyim. Biz de yayınlarımızı yeniden yurt dışına taşırız. Şartlar böyle ise yabancı kanal olup, yerli olamayacağız demek ki. İstanbul merkezinden yayın yapan bir çok Arap kanalı var. Bu yabancı kanallardan 100-300 Bin TL lisans ücreti alabiliyor musunuz? Alamazsınız çünkü yabancı kanal onlar. Demek ki biz de bu parayı ödememek için onlar gibi ''yabancı'' olacağız. Yani bir çok farklı yöntemle yasal olarak yayınlara devam edilebilir. 1999'da ABD üzerinden yayına başlayarak Türkiye'yi internet yayıncılığıyla ilk biz tanıştırdık ve bütün zorluklarını biz çektik. 2006'da yayınımızı Türkiye'ye taşıyarak YERLİ olmak için 50 Bin TL para harcadık. Şimdi tepeden inip ''100 Bin TL veren frekansı alır'' diyorsunuz. Bu güne kadar devlete millete karşı hiç bir yayınımız olmadı ve olmayacak ama lisans ücreti ödemeden yayınlarımıza yasal olarak nasıl devam edebileceğimiz konusunda kanunları da biliyoruz. Bunu bilen sadece biz değiliz, önümüzdeki günlerde lisans ödememek için her yayıncı kanuna uygun biçimde farklı yöntemlere yönelecektir. Buna sebep olan ise RTÜK olmuştur. Ara sıra hatırlatmakta yarar var. ''Denetime EVET, Lisans adı altında para ödemeye HAYIR'' diyoruz. Dijital Televizyon yayıncılığını Türkiye ve dünyaya biz tanıttık ama RTÜK bizim fikrimizi hiçe saymış gibi görünüyor. Enteresan olansa, bu yazılarımızı okuduklarını biliyoruz. O yüzden de kendilerine söylemek istediklerimizi buradan anlatıyoruz. Belli ki okuduklarını anlayamamışlar. Şu anda hiç bir lisans ücreti ödemeden dijital tv kanalı kurulabiliyorken kaç tane kurulmuş kanal var ki RTÜK'ün 100 Bin TL ücretini ödeyip yeni kanallar kurulsun. 

YAYINCILIK RTÜK'ÜN PARA KAYNAĞI HALİNE GELDİ 
2006 yılında RTÜK akıllı işaretler toplantısında ilk defa ben, ''Dijital İnternet TV yayınları da RTÜK ile lisansa bağlansın'' dediğimde, yetkililer konunun ne olduğunu bile bilmiyorlardı. ''İnternet TV ile web sitenin aynı şey olduğunu zannediyorlardı''. Bir kaç yıl lisans konusu gündeme girsin diye dile getirmeye devam ettim ve telefonla da bir kaç defa bilgi verdim ama ''internet yayınları'' hiç ciddiye alınmamıştı. Sonra RTÜK 2008'de ''Bireysel Eksenli İnteraktif Yayıncılık IP TV'' adı altında bir kitap yayınladı. Bazı yabancı kaynaklar ve bir çok ''uzman'' görüşü bu kitapta yer alıyordu. Baştan sonra okudum ama bizim yaptığımız dijital yayıncılığı değil ''Otel odalarındaki menü tanıtılan kapalı devre 1. kanalı'' anlatmışlar. Çünkü uzmanlıkları televizyon yayınları değil teknik sistemler üzerine. Ben o kitapta internet tv adına hiç bir şey göremedim çünkü RTÜK konuya ancak o kadar hakim. Bugün çıkartılmak istenen kanun da yine aynı mantıkla hazırlanıyor. Bu konular profesöre, öğretmene, yazılımcıya değil yayıncıya sorulup öğrenilir! Bana sorulmadığına göre kimin bilgisine başvuruldu merak ediyorum. 2006'da ciddiye almadığınız internet yayınları için şimdi ne oldu da bizden 100 Bin TL istiyorsunuz? Televizyonculuk, RTÜK'ün para kaynağı haline mi geldi? Sadece internet tv değil, uydu yayınları için de istenen lisans ücretleri çok yüksek ve anlamsız. Uydu için 300 Bin TL ve İnternet için 100 Bin TL lisans ücreti karşılığında RTÜK yayıncıya ne vaad ediyor? Elimize bir kağıt verip, ''hadi bakalım yayınaaa'' deyip gönderiyorlar. Sonrasında RTÜK reklam payı da alıyor. Üç kuruşluk reklam alıp bir kısmını RTÜK'e veriyorsunuz. İzleyiciler bilmez ama uydu kanalında yayınlanan reklam ücretlerinin bir kısmı RTÜK'e gidiyor. ''Kanallar neden kapanıp duruyor zannediyorsunuz?'' Uyduda 500 Bin TL'den başlayan kurulum maliyetleri bir yana, bir de frekans kirası var. Türksat frekans kiralarını (22 Bin $) yüksek buluyorum ama bir ücret alınması gerekiyor tabii ki ona bir sözümüz yok. Bizim itirazımız ''Lisans ücretlerine''. Uydu kanalının yatırımcıya faturası 750 Bin TL civarında. Bu ücreti değerlendirirken Kanal D, ATV olarak değil şehrinizdeki mütevazı kanalları göz önünde bulundurun. İşte bu yüzden ''Ulusal lisans'' ve ''Bölgesel Lisans'' diye ayrılırdı eskiden. ''Eskiden'' diyorum çünkü yakın geçmişte ''Anadolu Kanalları'' ile ilgili açıklama yapılırken ''Onlar da artık ulusal kanal oldular'' demişlerdi ve bunu ''Arada fark yoksa lisans ücreti de aynı olur'' diye eleştirmiştim. İşte o ayrımı da yavaş yavaş kaldırıyorlar ve herkesi aynı kefeye koyuyorlar kimse farkında değil. Sonra da ''RTÜK korsan yayıncılıkla mücadele ediyor'' diyorlar. Bir kısım kötü niyetli kanalı bir yana koyalım ama çoğunluğu da RTÜK'ün faturalarından dolayı ''Ekranda krem satalım, telefon satalım faturaları ödeyelim'' diye bu işlere yöneliyorlar. RTÜK bir şeyi bilmelidir ki; ''Parayla ıslah olmaz, denetimle iflah olur.'' 

PARAYLA ISLAH OLMAZ DENETİMLE İFLAH OLUR 
Söylediklerim iyi anlaşılsın, denetime sonuna kadar varız ama lisans ücretini kesinlikle kabul etmiyoruz. ''Kabul etseniz de etmeseniz de artık kabul edildi'' diyecekseniz belki ama o kadar da basit değil. Dijital TV kanallarının klasik uydu yayıncılığından en büyük farkı, vergisini ödediği bir internet sitesi üzerinden ''RESMİ'' olarak yayın yapmasıdır. Dolandırıcılık, pornografi, şiddet vs. haricinde bir internet sitesinin ne yapıp ne yapamayacağına RTÜK karar veremez. İçerikte yasa dışı bir şey varsa ona adli yolla yaptırım uygulanır. Bunu RTÜK değil ADLİ MAKAMLAR yapar. RTÜK bir adli makam olmadığı için program bazlı yayın içerikleri dışında internetteki hiç bir şeye karışma yetkisine sahip değil. Eğer sahipse, internetten telefon görüşmeleri, sosyal ağlar, haber siteleri vs her şeyi RTÜK kontrol eder. İnternette ''RTÜK ona karışır ama buna karışamaz'' diye bir şey söz konusu olmaz. ''Ya hepsi, ya hiç biri'' mantığıyla hareket edilir. Böyle bir şey mümkün değil. Bu kanunun maddeleri neye göre belirlenmiş belli değil. ''Avrupa Birliği böyle yapıyor'' deyip geçilmiş. TV Kanalı olmadığı halde, özellikle Türkiye'de web sitesine video yerleştiren hemen herkes ''TV'' ismini kullanıyorken, hangisini televizyon olarak kabul edip müdahale edeceksiniz? Sadece isimle de bitmiyor ki, rastgele bir haber portalı ya da gazetenin internet sitesine girin ve üst köşede ''TV'' yazan butonları kendiniz görün. Gerçekte 10 tane internet televizyonu anca sayabileceğimiz ülkemizde herkes kendisine ''TV Kanalı'' diyor, nasıl olacak bu işler? RTÜK öncelikle bizim gibi yayınları anlamalı. Basit bir internet sitesi mantığıyla çalışmıyoruz. Ekipmanlarımız var ve yayın çıkışımız HD-4K kalitesiyle çoğu klasik televizyondan daha üstün. Bu yayıncılık modelinin dünyada tercih edilmesinin ilk sebebi en ucuz maliyetlerle kaliteli yayın yapılabilmesidir. Eğer kurul bunu biliyor olsaydı bugün ''100 Bin TL ücreti hangi akla hizmet çıkarttık'' diye kendilerine sorarlardı. RTÜK, 10-50 Bin Lira arası kurulan bir internet tv kanalının ne kadar aylık yayın gideri var biliyor mu? Bilmiyor tabii ki nereden bilsin. Kime sordukları, kimden öğrenmeye çalıştıklarını ben bilmiyorum. Yine profesörlere sormuş olabilirler ama bana sormadıklarına göre bilmedikleri de kesin. Bana sorulmasının şahsıma zerre kadar faydası olmaz, benim derdim sektöre katkı sağlayacak doğru adımın atılması. Madem arayan soran yok, bari buradan duyuralım da ona göre masaya yatırılsın. Para pul hesapları buralara yazılacak şeyler değil ama anlatıyoruz ki bir iş yapılıyorsa bilinçli yapılsın. fortunaTV üzerinden örnek verecek olursam aylık yayın giderimiz 1500 TL. Bu sadece yayın giderimiz ona göre hesaplayın. Ekmek arası döner satmıyoruz ki kapıdan geçen kasaya para bırakıp gitsin. Türkiye'de bir kaç yıl öncesine kadar hiç bilinmeyen bir yayıncılık modelini reklam verene izah ederek, olmayacak ücretlere ''tamam olur'' diyerek kaynak sağlıyoruz. Çoğu zaman ''Reklam filmini ücretsiz + video reklam yayını + web site banner reklamı'' ile üçü bir arada anlaşarak tamamen kendi yağıyla kavrulan kanallarız. Reklam ajansları Kanal D, ATV, FOX'tan başka kanal tanımadıkları için ''kralı gelse tanımam'' mantığıyla bizlere katkı sağlamıyorlar. Bu yüzden internet yayıncıları, ''Gelir gideri karşılıyorsa sıkıntı yok'' düşüncesiyle hareket eden kanallardan ibaret. Biz de aynı şekilde 19 yıldır ayaktayız. FTV TÜRK, 1 kuruş destek almadan Türkiye'den yayın yapabilmek için 50 Bin TL teknik yatırım yaptı. Bazıları için küçük olan bu rakam bir internet işi için çok büyüktür. En azından bizim için büyük bir rakam. Kurulduğundan beri İngilizce Türkçe yayın yapan kanalımız Dünyanın her yerinden izleyiciye sahip. Türk televizyonculuğunda önemli bir rolümüz olduğu ortada. Standartların üstünde önemli işler yapıyor olabiliriz ama bu şartlarda netflix, youtube, blutv, puhutv, life+ gibi holdinglerle aynı kefeye konularak LİSANS adı altında bedel ödetilmek istenirse son derece manidar olur. Her türlü resmi kayda ve denetlemeye varız ama ücret ödeme kısmına yanaşamayız. RTÜK'le ilgili bizim yayınlarımızı etkileyecek hiçbir negatif durum yoktur ve olmayacaktır. Düzeltilmesi gereken bir şey olursa da onu da yaparız. Hiçbir kamera ve televizyonun ulaşamadığı Mavi Marmara saldırısını da, Açe'de tsunamiyi de, Doğu Türkistan zulmünü de, Gölcük depremini de, 15 Temmuz ihanetini de, doğal afetleri de anında ve yerinden İLK DEFA CANLI YAYINLA Dijital TV ile biz dünyaya duyurduk. İmkansızı başarıyor olabiliriz ama lisans ücreti bize ağır gelir. Lisanslama için ''Devlet desteği veriyoruz'' derseniz, yarın kapınızdayım, o ayrı tabii ki. Biz 2014 yılında KOSGEB belgemizi de aldık ama kullanmadık. Bu tür desteklerde önce siz parayı harcıyorsunuz, KOSGEB faturalara göre aylar sonra size ücreti geri ödüyor. İşte o ''aylar sonra'' kısmından dolayı belgemiz olmasına rağmen henüz kullanmadık. Aynı zamanda biz yatırımı 2014 yılından çok önce yaptığımız için henüz destek programını ileride stüdyolar için kullanmayı düşünüyoruz. Şu anda yeniden bir yatırım yapmaya da kalkamayız, onu da belirteyim. Uzun lafın kısası, her türlü denetime, resmiyete razıyız ve hazırız ama ''lisans'' adı altında bırakın 100 Bin TL, 1 TL ücret ödemek istemeyiz. Milyonluk kurumlarla bizim gibi yayıncıları aynı kefeye koymayınız. 


DİJİTAL TV / IP TV Kanalı kurmak için 05325248726 www.fokstar.com



nanomag

FTV TÜRK, 1992'de planlanarak 1999'da teknik altyapı yatırımını tamamladı. 2006'da Türkiye'nin İlk ve Tek Dijital TV Kanalı olarak 7-24 yayına başladı. 2013'te HD yayına geçti. Medya Haberleri, Yaşam, Sanat içerikli Türkçe/İngilizce yayın yapıyor.


1 Görüş / Konu: “RTÜK: İNTERNET TV KANALLARI LİSANSLARI

    1. Adsız17:50

      Bilmem ne TV komik geldi ama haklısın reis

      YanıtlaSil

    Düzgün Türkçe ile hakaret içermeden yazılan yorumlarınız, editör onayından sonra yayınlanmaktadır. www.fortunaTV.com


İSTANBUL HAVA DURUMU