📣 SON HABERLER

[fortunaTV][bigposts]

📺 MEDYA HABERCİSİ

[tv][bsummary]

🎬 SİNEMAGAZİN

[sinemagazin][bsummary]

💎 MODERNİZE

[modernize][bsummary]

🔬 AKTÜEL | BİLGİSEL

[Bilgisel][bsummary]

🎵 MÜZİKALİTE

[müzikalite][bsummary]

🏆 SPOR HABERCİSİ

[spor][bsummary]

▶️ VIDEO

[video][bigposts]

✍️ KÖŞE YAZARLARI

[Köşe Yazarı][twocolumns]

📷 FOTOLAR

YÖNETMENLERİN VIDEO KLİP YAYIN HAKLARI

Müzik albümlerinin, tekli parçaların çıkış ve yayınlanma süreçlerini kademe kademe anlatacağım. Müzik piyasasına yeni girenlere yol gösterici olması açısından önemli bir konu. Günümüzde bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan ve her konuda uzmanmış gibi müzik alanında da ahkam keserek yanıltıcı bilgiler veren bir sürü kişi var. Bu sebeple, sürekli okuyucularımız bizi bilirler ama ilk defa karşılaşacaklar olanlar için ''Müzikle alakamı ve konuya olan hakimiyetimi'' belirterek bazı fotolar paylaşarak giriş yapmalıyım. (Yanlış anlaşılmaya sebep olmamak için bu makalede konu dışı olarak sadece kendi materyallerime yer vereceğim.) 


MÜZİK SEKTÖRÜ VE BEN 

Benden başlarsak, 90'larda müzik televizyonculuğunda Türkiye'nin ilk vj'lerinden biri, konserlerin ve albüm kayıtlarının tonmaisteri, yerli yabancı sanatçı menajeri ve medya danışmanlıkları, radyo müzik direktörlüğü, club dj'i, çeşitli müzik albümlerinin Süpervisor'ı, albüm kapak tasarımlarından video klip yönetmenliklerine kadar çok geniş kapsamda ''Müzik senden sorulur'' denecek kadar iç içe uzun yıllar geçirdim. Bir çok albümün şarkıları kayıt aşamasında ilk bana dinletilir ve fikirlerime göre düzenlenirdi. Piyasa bozuk insanların çevresinde dönmeye başlayınca müzik sektörüne biraz mesafe koydum ve sadece yönetmen olarak ara sıra kliplerle dahil oluyorum. Müzik piyasasının gelişimi ve vizyonu açısından dile getireceğim bugünkü konular sektördeki özellikle yönetmen dostlarımın hislerine tercüman olacak. 


ALBÜMLER NASIL HAZIRLANIR? 

Artık albüm yerine tekli (single) yapılıyor. Çünkü fiziki olarak CD alan kalmadı. Tüm eserler dijital (internet) ortamında yayınlanıp satılıyor. Bu yüzden, tek şarkı üzerinden örnekler vereceğim. Bir şiiri (söz yazarlığı) ile şarkı yapmak isteyen kişinin besteye ihtiyacı vardır. Sözleri şarkıya çeviren de o melodidir. Notalı veya değil, basit bir mırıldanmayla bile bir şarkı ortaya çıkar. Öncelikle bir aranjör bulup, isteklerinizi hayalinizi anlatırsınız, aklınızdaki melodiyi ''lay lay lom'' diye aranjöre aktarırsınız. En amatör biçimde gelen bu melodiyi aranjör masaya yatırır ve çatır çatır işler. Her şey bizim müzik sektöründe adı bilinen bir kaç bilgisayar tabanlı müzik programıyla başlar. Tüm müzik camiası şarkıların ilk adımlarını bu şekilde atar. İşi ayağa düşürmemek için program isimlerini vermeyeceğim ama kullanmayı bildiğimi söylemem yeterlidir. Bunu bilmek, aranjör olmak anlamına da gelmez. 

Parçanın ilk kayıt çıkışı alınınca şarkıcı gelir ve birlikte müziğe son şekli verilir. Henüz vokali olmayan müzik altyapısına bir de ''okuma'' adını verdiğimiz ilk şarkı okumaları yapılır. Bunu genellikle vokalistler yapar ama duayen müzisyenler de okur. Mesela Sibel Can'ın şarkılarının okumasını sevgili duayen dostum Serpil Benay yapar. Bu kayıtlar alınarak şarkıcıya ''ezber yapması için gönderilir.'' Şarkıcı sürekli dinleyerek parçayı ezberler ve vokalin okuduğu gibi aynı trafikle alışır. Sonrasında solist müzik stüdyosuna girer ve şarkı okumalarını daha kolay yapar. 

Elektronik vb batı müziği ise parçanın müzik altyapısı sadece bilgisayardan yapılır. Mesela keman sesi gerekiyorsa kemancı çağırılmaz ve bilgisayarda ''keman'' enstrümanı seçilerek istenen melodi keman sesi gibi alınır. Yani aranjör, ''Sazlara para vereceğim, mix master parası'' derse yalan olur. Elektronik işlerde ''mix master'' da olmaz. Zaten kayıt çıkışlarını masadaki bilgisayar programıyla tertemiz yaparlar. Ben elektronik ortamda hazırlanan müzik işlerini daha çok severim ve tercih ederim ama şarkıcıları kopartanları da birilerinin böyle anlatması lazım. Eğer şarkıda canlı olarak enstrümanlar kullanılacaksa tek tek kanun, keman, telliler vb (biz tümüne ''sazlar'' diyoruz) kayıt yapılan stüdyoya gelir ve canlı canlı parçanın belirlenen kısımlarını enstrümanlarla çalarlar. (Parayı peşin alırlar, yoksa çıngar çıkar) Kemancı macunu çekince tüm kayıtlar tamamlanır. Anladınız siz onu :) 


VİDEO KLİPLERİN HAZIRLANMA SÜREÇLERİ 

Şarkı hazır olunca yayın süreci için hazırlıklar yapılır. En önemli unsur video klip çekimidir. Şarkının sözleri neyi anlatıyorsa, yönetmen ona göre bir senaryo üretir ve kıyafetlerinden mekanlarına kadar her şeye yönetmen karar verir. Senaryolu klipler izleyiciye bir şeyler anlattığı için kalıcı olur. Senaryosuz çat çut görüntü geçişleriyle yapılan kliplerin üstüne para verip kanalda yayınlatıldıkları sürede akılda kalırlar. Sonrasında yok olup giderler. 


Bizde çoğu yapımcı her şeyi bildiğini  zannettiği için ahkam keser: ''Gardaş gamarayı şööle tut, kadını cazibeli göster haa, görüntü sürekli değişsin, 3-5 kıyafet giydir renkli klip olsun'' diye tepenizde dolaşırlar. Ben bu tiplerle hiç iş yapmadım yapmam da. Fakat adamlar her yerde oldukları için, ''Başladığınız bir işi tamamlamak adına, en küçük isteklerini yerine getirmek durumunda bile kalsak, sonra klip bittiğinde o size ait olmayan sahne göze batarsa, yapımcı çok kolay sıyrılır o işten: ''Yönetmen yapamamış. Tonla para verdik. Kötü klip'' diye bizler eleştiriliriz. Halbuki bütün uyarılarımıza rağmen, mekanı, kıyafetleri, berbat şarkıyı aslında kendileri seçmişlerdir ve en kötüsü de tonla para da vermemiştir zaten. 


''Çok beğendim eline sağlık, harika olmuş, çok heyecanlıyım'' dediği bir klip için sanatçıyı kazıklamaya karar verdiyse bir anda: ''Klibi beğenmedim'' diyebilirler. 10 Binlik klip için: ''Yönetmene 100 Bin verdim'' diyerek 90 bini cebe atan adamlar mı dersin, çekilen klip televizyonun denetiminden geçemedi mi dersin, artık bir sürü hikaye yazılır o paraya konmak için. Sanatçı da eli mahkum, albüm sıkıntıya düşmesin diye yapımcı ne derse onu doğru kabul eder. Yönetmen ağzıyla kuş tutsa haksız çıkarırlar. Bir de son yıllarda önüne gelenin cep telefonuyla bile klip çektiğini zannetmesi ve bu amatörlerin klibin üstüne isim yazmaması meselesi var ki bu yasadışı çok büyük bir sıkıntı. Onu alt satırlarda yayın süreçleri başlığında anlatacağım. 


DİJİTALE MÜZİK YÜKLEYENE YAPIMCI DENMEZ 

Artık büyük kısmı dijital ortamda kullanılan şarkılarda ''yapımcı'' kavramı da, televizyonlarda yayınlanma biçimi de değişti. İnternet ortamında bir kaç mecraya müzik yükleyecek biçimde üye olan herkes ''Yapımcıyım'' diye geziyor. Fakat yapımcı belgeleri yok. Çünkü albüm olarak piyasaya çıkmıyor ve sadece klipleri paylaşılıyor. Bu yüzden onlara yapımcı değil, müzisyen diyebiliriz. Gerçek yapımcıları ayrı tutuyorum tabii ki. Genç şarkıcıları kandıranlara sözümüz. 


ŞARKILARIN YAYINLANMA SÜREÇLERİ 

İşin televizyon ayağı değiştiği için eskiden bugüne işler nasıl yürüyor onu da anlatayım. 2000 öncesi ve sonrası diye ikiye ayırmak lazım. 90'lardan 2000'li yılların ortasına kadar benim de yer aldığım genç TV, Kral TV, NumberOne TV gibi müzik kanallarında kliplerin yayınlanması için ''Aylık reklam ücreti'' ödeniyordu. X şarkıcının klibi günde 4 defa 20 gün boyunca yayınlanır ve Dolar üzerinden yapımcıdan para alınırdı. Reklam kuşağındaki klip tanıtımları için kesilen fatura aslında klibin günde 4 defa yayını için alınıyordu. İzleyici zannederdi ki müzik listeri beğeniye göre oluyor. Halbuki bir programda en fazla 2-3 ücretsiz şarkı araya katılabiliyordu. Ödül törenlerinde kazanmak için de ayrıca el altından bir ücret alınırdı. Mesela gizli mevzu olduğu için televizyonla direk konu konuşulmaz ve FAX ile iletişim yapılırdı. Bunu sektörde kimse inkar edemez, herkes bilir, ben herkesten fazlasını... Zaten müzik sektörünü böyle batırdılar. 


KLİPLERDE HEP AYNI YÖNETMENLERİN İSMİ 

O dönem müzik kanallarında hep aynı isimlerin klipleri dönmeye başlayınca, bu sefer de kanalların içerisinde video klip rantı ortaya çıktı. Klipler parayla yayınlandığı için kimsenin ''Bu klibi yayınlamam'' deme şansı olmayınca sadece müzikalite değil, başka işler de ayağa düştü. Kanallar sözde klip denetim kurulu kurdu. Bu kurul hep aynı yönetmenlere işler paslamaya başladı. Nasıl mı? ''Eğer klip bize X yönetmenden gelirse yayın izni alırsınız. Yoksa yayınlanmaz'' diyerek gizli bir mecburiyet ortaya çıkardılar. Çünkü o yönetmenlerden komisyon almaya başladılar. 

Uzun bir süre böyle devam ederken, ''Neden hep aynı yönetmenlerin ismi yazıyor. Hep onların klibi yayınlanıyor'' diye çatlak sesler çıkmaya başlayınca, acilen ekran grafikleri değiştirilerek, ''Kliplerin üstünde yönetmen ismi yazılmamaya başlandı.'' Şimdi anladınız mı neden kliplerin bazılarında yönetmen isimlerinin yazmamasını! Aslında o kadar önemlidir ki o ismin yazması. çünkü klipler birer kısa filmdir ve klibin sahibi yönetmendir, yapımcı değil! Her filmin sonunda yönetmenin adı yazar. Kliplerde de yazar ama yukarıda anlattığım sebepten dolayı bir kesim yazmamaya başladı. Bir kesim de, ''Cep telefonuyla klip çekerim, paramı alırım, isim önemli değil'' diye düşünen amatör tayfa. 


Bütün bunlara bir de ''telif haklarınızı koruyoruz'' diye bir dönem radyo televizyonlara avukatlarla baskın yapıp, müzik eserleri arşivlerini imha ettiren müzik meslek birlikleri eklenince, el birlik müzik kanalları battı. Yıllar sonra internet geliştikçe müzik de dijital ortama taşındı. Sorunlar biter mi, orada da çakallarla dans var. En büyük sıkıntı yine telif adı altında tek taraflı hak alan müzik birlikleri ile boy gösteriyor. Eserlerde telif hakkı kimindir? Eserin sahibi kimdir? sorularına vereceğim cevap en doğru yolun bulunmasını sağlayacaktır.  


ESERLERDE TELİF HAKKI KİMİN? MÜZİK VE VIDEO AYRIDIR! 

İşitsel ve Görsel olarak iki ayrı kategorideki sanatsal eserin bütünleşmesiyle ''Albüm'' ortaya çıkıyor. Albümlerin resmi hakları, adı üstünde ''Müzik Yapımcıları'' olarak görünmekte ama bu iş sadece (işitsel) müzik değil, aynı zamanda (görsel) video eseridir. O halde iki ayrı sanatsal ve fikri hak söz konusudur. Bir şarkıcıyla anlaşma yaparken tüm haklar yapımcıyla ortaktır. Şarkı, klip, albüm, yayın ve hatta son yıllarda sahne gelirleri de paylaşılıyor. Sanatçılar görsel ve işitsel hakların tümünü yapımcıya devretse bile yönetmenden videoklip için yazılı belge almak zorundadır. 

Şarkının ortaya çıkış sürecinde müzisyenlerden yazılı izin belgesi alınarak ömür boyu telif sahibi olunuyor. Bestekar / Aranjör ömrü boyunca o parçadan telif ücreti alıyor. Peki videonun kullanım hakları için yönetmenden yazılı izin aldın mı? Hayır. O halde yazılı izin almadan vidyoyu yayınlayamazsın! Fakat üstünde ismimiz yazıyor diye biz yönetmenlerin vitrini olduğu için yazılı belge vermesek de videonun kullanılmasına ses çıkartmayız. İşte bu iyi niyet suistimal ediliyor. ''Klibin üstüne ismini yazma'' diyecek kadar aşağılık tipler var. İsmini yazmazsa bir sıkıntı yaşandığında yönetmen nasıl ispat edecek? Sadece klibin üstüne ismini yazmışsa ispat edebilir. Tek delil odur. Yazmazsa zaten o klip senin değildir. Bir nevi etiketsiz korsan klip oluyor. Şarkının korsanı olur da videonun olmaz mı? Aranjör bozuntusunun biri çıkıp ''Bu klibi ben çektim'' dese haberimiz olmaz. 


Müzik yapımcıları başta olmak üzere, o sektördeki herkes ''Müzik Birliklerine'' üye olarak haklarını koruyorlar. (Koruyor görünüyorlar) Fakat yönetmenlerin böyle bir birliği olmadığı için, ''Parayı verip klibi çektirdim, eser bana ait'' düşüncesiyle video klipten doğan hakları ömür boyu gasp ediliyor. Aslında, yazılı izin vermediğimiz sürece hiç bir yönetmenin video klibini kullanamaz ve üzerinden gelir elde edemezler. Yönetmenler klibin hazırlanması için ücret alır, ömür boyu izinsiz yayınlanıp üstünden sizin para kazanmanız için değil! 

Müzik ve video iki ayrı sanatsal eserdir. Müziğin sahibi besteciyse, klibin sahibi de yönetmendir. Müzisyenlerden izin alıp, yönetmenden almıyorsan burada bir hukuksuzluk vardır. Bu kadar basit. Öyle bir hale geldi ki, yıllardır kendi çektiğimiz klibi YouTube'a yükleyince telif uyarısı alırız. Peki şarkının yayınlandığı mecraya benim video klibim (benim senaryom, benim fikrim, benim görüntülerim, benim emeğim, benim eserim) için neden telif uyarısı gitmiyor? İşte bu, hakların gasp edilmesi ve üzerimizden ekstra para kazanmaktır. Paradan da önemlisi sanatsal hakkımızı savunmaktır. 


VİDYO KLİP ESERİNİN SAHİBİ YÖNETMENDİR 

Bir video klibin yönetmeninin kim olduğunu (sahipliği) gösteren tek işaret, videonun üstündeki imzasıdır. İmzasız klip olmaz. Her klip bir kısa filmdir ve filmler yönetmene aittir. Her filmin bir yapımcısı olduğu gibi, klibin de yapımcısı olur ama yapımda yönetmenin ismi yazar. İsimsiz bir klibi "Ben çektim" diye gasp edecek çok sahtekar var bu piyasada. "Klip, beste, saz, aranje hepsi bir arada yapıyorum" diyerek telefonla klip çektiğini zanneden bir sürü amatör müzisyen karşımıza çıkıyor. "Klibi sen çek, üstüne ben adımı yazarım" diye anlaşanlar bile var. Bu tür durumlar sektörde bilindik sorunlardır. Yönetmenler hakkını gasp ettirmesin ve üstüne adını yazsın (vasıflı adamlar zaten yazarlar). 

Son olarak şunu bilin, bizim çektiğimiz görüntülerin kullanılması için yönetmenlerden yazılı izin almak zorundalar. "Çekim ücreti verdim, mal bize ait" diyemezsin. Yönetmenler nakliyeci değildir "Al şu malı şuraya koy" diyemezsin. Müzik eseri sizin, video eseri bizimdir. Yazılı izin alarak kullanın hiç itirazımız olmaz. Sanatsal haklarımız var ve bunu sadece klibin üstüne adımızı yazarak ispatlayabiliyoruz. Aksi halde birileri "Bunu ben çektim" der ve sizi yalancı duruma düşürür. 

Yıllardır dile getirdiğim bu önemli konuyu fortunaTV üzerinden tekrar aktardım. Ben anlatmazsam kimse gündeme getirmezdi. Devletimiz en yakın zamanda bu konuda bir atılım yapacaktır. Fakat unutmayın ki sadece klibin üstünde adı yazanlar haklarını kazanırlar. Yazmayanlar ise kendini kullandırmaya devam eder. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Düzgün dille ve hakaret içermeden yazılan yorumlarınız, editör onayından sonra yayınlanmaktadır. www.fortunaTV.com