MEDYA HABER
Search

ÇÖPÇATAN EVLİLİK PROGRAMLARI BARIŞTIRIYOR

RTÜK başta olma üzere, televizyonlarda program yapan herkesin dikkatle okuduğu yazımızı daha da detaylandırıyoruz. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için, Türkiye'deki formatlar gerçekten evlilik programı mı? Sorusuna cevap veriyoruz. Evlilik programı nedir? Çöpçatan programı nedir? Dünyada akşam saatlerinde yayınlanan ''dating'' benzer kategoriler nelerdir? 

Evlilik programı: Sözlü nişanlı çiftleri evlendirmeyi amaçlayan programa denir! Evlenecek çiftler birbirini önceden tanır ve paravan olmaz. 

Çöpçatan: Amacı ne olursa olsun, tanıştırma buluşturma yapan programlara denir! Paravanın arkasındaki gizli adaylar talip olurlar. 



Dünyada ''dating'' benzer kategorileri nelerdir? 

Geçmişi 70'li yıllara dayanan ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yayınlanan çöpçatan formatlarının örneklerini görüyorsunuz. 

Geçmişte Mehmet Ali Erbil'in sunduğu en net çöpçatan programı Açıl Susam Açıl ve Aşka Davet. Ece Erken'in sunduğu program ve Ebru Sulukahya'nın sunduğu Aşk Böcüğü formatları. 

Yemeğe çıkmak üzerine kurgulanmış formatlar da var, 

Erkekleri buluşturanı da var. 

Milyarder iş adamının onlarca kadın aday arasından kendine eş seçtiği formatlar da var. 

Çocukları da buluşturan formatlar var. Onlar da masum olduklarını düşünüyorlar. 

İlişkileri kötü gidenleri, yeniden barıştırmak adına bikini, yaprak ve hatta tamamen çıplak olarak vahşi doğa ortamına salınmış çiftler de var. ''Beğenmeyen izlemesin'' demekle olmuyor. (Bulabildiğim en giyinik halleri bu) 


Çöpçatan formatlı yabancı programlarda, yemeğe ve gezmeye çıkılıyor (Buna çıkmak, flört etmek denir), genellikle paravan kullanılıyor, 3 aday oluyor ve seçici üçün birini alıyor! Bizde de yemek var, elele gezmek var, paravan var ve 3 aday yerine 33 çeşit loca adayı var. Aslında fotoğraflar her şeyi anlatıyor. Türkiye'de evlilik formatı diye yutturulmaya çalışılan programların verdiği görüntüler yabancılarla aynı. ABD ve Alman kanallarında, ''Barıştırma'' adı altında yayınlanan formatlarda da, boşanmış çiftler ya da ayrılmış sevgililer canlı yayında barıştırılıyor. Bizde de bu tür programlar başladı. 

EVLİLİK PROGRAMI MI, ÇÖPÇATAN MI? 

KHK ile çöpçatan evlilik programları yasaklandı. Özetle, o maddeye göre; "Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, arkadaş bulma amacıyla kişilerin tanıştırıldığı ve/veya buluşturulduğu türden programlara yer verilemez'' deniyor. Özellikle 800'lü hatlar üzerinden tanıştırma, buluşturma tipi mobil hizmetlere yönelik tüm tanıtım ve programların yasaklandığı açıklandı. Fakat 2 gün sonra RTÜK evlilik programlarının yasaklanmadığını ve yaptırımlar uygulanacağını ve sadece tanıştırma buluşturma programları ile bu tür hizmetlerinin yasaklandığını duyurdu. 

Sonuç olarak, 800'lü hat üzerinden isterseniz satış pazarlama yapın ama ''Amacımız evlendirmek'' dendiği anda yasak kapsamına girmiyor. ''Bunu nereden çıkarttın?'' diyecek olursanız, RTÜK'ten kurumsal ve resmi açıklama değil, üyelerden biri çıkıp diyor ki; ''Biz karşıyız ama bu karar bize sorularak verilmedi. (Yandaş) medya bu programlardan çok kazanıyor o yüzden yasaklanmıyor. Evlendirme programlarına yasak yok, tanıştırma buluşturma yasak!'' diyor. Peki ben RTÜK ve devlet yetkililerine soruyorum; ''Kanal D, TLC, STAR, ATV, SHOW, FLASH, LifeTime başta olmak üzere eksiksiz her kanalda bu programlar var. (Yandaş) kanallar kazanıyor diyerek neden siyasi emellerinize bu konuyu alet ediyorsunuz? Acaba RTÜK yetkilileri program formatları ve kategorileri konusunda ne kadar uzman? Evlilik adı altındaki programlar, amaç olarak evlendirmeyi gösteriyor olsa da bunların hepsinin formatı tanıştırma buluşturma / yani çöpçatan olmuyor mu? Eğer olmuyor da siz bunları ''evlilik kategorisinde'' görüyorsanız, o zaman KHK boşuna yasak getirdi. Bugünden itibaren ara beni boya beni hatları ''biz de evlendiriyoruz'' diyerek rahatça işini görebilir! Televizyonculuktan ne kadar anlıyorsunuz çözemedim ama Türkiye'de ''evlilik'' tabelası altında olsa da, Dünyada DATING / çöpçatan kategorisinde akşam saatinde yayınlanan bir program türü bu! Madem devam ediyor, o halde gece kuşağına alınsın. 



EVLİLİK PROGRAMLARINDA NELER OLDU DA YASAKLANDI 

Televizyonda evlilik programlarını anlamak için, öncelikle bu tür formatların temeline inmek gerekir. Türkiye televizyonlarında yıllarca çöpçatan programları denendi. Kast ajanslardan toplanan adaylar süper minileri giydi, kamera açılarıyla görsel şölene çevrildi. Akşam yemeği saatimizde etler vitrine koyuldu. Kısacası ülkemizin aile yapısına ters gelebilecek her şey bu tür programlar vasıtasıyla ambalajlanarak evlerimize sokuldu. Ahlaksızlığın adı ''Şaka'', birilerine kadın erkek ayarlamanın adı da ''Çöpçatanlık'' oldu. Bu isimlerle ambalajlanınca daha kabul edilebilir hale gelmesi sağlandı. Bu programlarda, gençler buluşturuldu, gezdiler tozdular, sevgili de oldular ama gönül eğlendirmeden ileri gidemediler. Formatta evlenmek gibi bir plan da yoktu zaten. RTÜK ve yapımcılara binlerce tepki yağmasına rağmen uzun süre rezalet devam etti. Dünyadaki benzer (dating) örnekleri bizdekilerden çok daha uç nokta işlere girdiği için devamını getirdi. Fakat ülkemizin hassasiyetleri formatların bu şekilde devam edemeyeceği gerçeğini geç de olsa gösterdi ve geçmişteki programlar kendiliğinden yayından kalktı. Fakat bir süre sonra, ilk olarak Esra Erol Desti İzdivaç adı altında ''Çöpçatan (dating)'' formatına başladı. Dest-i İzdivaç ismi bizi yansıtıyor olsa da içeriği televizyon dilinde yine ''Çöpçatan / Dating'' oluyor bu programların. Desti İzdivaç adaylarının büyük bölümünün yaşlı ve boşanmış olması bu program formatının ülkemizde uygulanabilecek en uygun haliydi. Bence o şekilde devam etmeliydi. Fakat programın kanal değişimi reyting ihtiyacını doğurunca bir anda ambalajlanıverdi. 18 yaşında kızlar tam makyaj, tam dekolte en ön sıralara oturtulup ''Evlenmek istiyorum'' diyerek programa dahil edildi. Türkiye'deki ünlü sunucular bile haftanın 5 günü ekrana çıkacak bir televizyon kanalı bulamazken, evlilik programlarının adayları hergün ekranlarda boy göstermeye başladı. Şöhret olma hayaliyle ısrarla programlara devam ettiler. Sosyal medyada gruplar kurup binlerce takipçi edindiler. Bunu ekranda da kasıla kasıla dile getirdiler. Programda varlıklarını belli etmek için sosyal ağlarda mesajlaştıkları talipler de edindiler. ''Gel bana talip ol'' diyip, sonra da ''Cevabım olumsuz'' diyerek postaladılar. Çünkü evlenmedikleri sürece ekranda kalacaklarını biliyorlar ama vitrinde olabilmek için paravanın olduğu sahneye de arasıra çıkmaları gerekiyor. Yoksa dikkat çekemezler. Bir de yorum yapanlar var. O adaylar da ekranda fazladan görünmek için her konuda fikir belirtiyorlar. Ekrana çıkarak tanınmak çok hoşlarına gidiyor. Adayların hepsi sosyal ağlarda takipçi kapma derdinde. Paralı biri çıkarsa bir çaya gidiliyor ama adam çulsuzsa bin km. yol gelse de paravan bile açılmıyor. ''Loca'' demelerine çok güldüğüm vip tribün ücretsiz ama adaylar özel seçiliyor. O ''özel'' adaylar, sahneye çıkanları locadan seyrediyorlar. İstedikleri gibi hakaret, önyargı ve şüphe serbest locada. Passolig geçmiyor ve herkesi de almıyorlar oraya. Ya yüzünüz tanınacak, ya para çok olacak ya da kafada 1-2 tel eksik olacak ki programın figürasyonu tamamlansın. Yoksa ''Yerimiz dolu, başka zaman diyip gönderilirsin. Locada yer bulursan, maaş alma şansın da yüksek. Bir de, ilk geldiklerinde ''çalışmıyorum'' diyen ''20'lik'' genç adayların bir anda, ''mankenim, oyuncuyum'' demeye başlaması var. Ekran grafiklerine de öyle yansıtılıyor. Sunuculardan daha ağır makyaj, daha çok dekolte ve tam frikik. Adaylara çeşitli destekler veriliyor. Yoksa aylardır hergün başka bir kıyafet nasıl giyilebilir ki? (Haftanın 7 günü program sunduğum yıllarda bile sponsorlarım bana 5 kıyafet veriyordu ve 2 tanesini dönüşümlü giymem gerekiyordu. Yani Türkiye'nin en tanınmış markaları bana bunlar kadar çok kıyafet sağlayamıyordu.) O kadar kıyafeti kim ayarlıyor? Eğer bunlar evlenmek için gelen masum adaylarsa, televizyonun imaj maker ya da kostümcüsüne ihtiyaç mı var? Zaten makyözler abartılı sahne makyajıyla çıkarıyor adayları, kostüme ne gerek! Kazayla evlenip giden aday, 1 gece sonra makyajsız görülünce boşanma sebebi olmasın sakın. Ne olacak bunların hali? 

Evlenmekten çok, gösteri yapmaya geldiği her halinden belli olan kafadan rahatsız bazı tiplerin reyting uğruna ön plana çıkarılmaları ve adam diye sürekli yorum yaptırılması da son derece rahatsız edici. (Çok düzgün üsluplu bir aday da, benimle aynı şekilde sunucuyu eleştirince apar topar programdan atmışlardı adamı. Bir de locadakiler ayakta alkışlamıştı bu rezaleti). Bildiğin pembe dizi oldu bunlar. Halbuki bu tür programlarda adayların yaşamlarına dair drama yönelseler çok daha fazla reyting alırlar. Geçmişte örneklerini hepimiz izledik. 

Geçen gün, Songül Karlı'nın diğer kanallardaki evlilik programlarını; ''Reyting için konukları kullanıp atıyorlar'' diye eleştirirken, o programlarda yüzü biraz tanınan her adayı kendi programına ''transfer ederek göze çarptırması'' da bizden kaçmıyor ona göre. Yani hepiniz aynısınız. tv8, bence sunucu konusunda yanlış tercih yaptı. Songül Karlı ve Uğur Aslan son derece ciddiyetsiz program sunuyorlar. Şimdi her biri başka kanaldalar ama umursamaz tavırları, konuklarla dalga geçme huyları değişmedi. Hatta programda konukların konuştuklarını da tam olarak dinlemeden pat diye lafın ortasında alakasız bir yorum yapıp kesip atmaları hiç hoş değil. Eğlenceli bir program yapılmak istenmesini anlarız da evlilik ciddi bir iş ve daha ''düzenli'' bir formatla yapılmalı. Seda Sayan da diğer tüm sunucularla aynı tavırda. Zuhal Topal'ın programı da, kimseyi evlendiremeyip, yeni talipler de bulamayınca tam bir kast ajansa döndü. Evlilik programlarıyla ilgili bu kadar uzun yazı yazmışken, Hande Ataizi'nin bugüne kadar en kaliteli ve en samimi sunumu yaptığını hatırlatmak isterim. ''Hande Ataizi de evlilik programıyla tekrar ekranlara çıkmak için hazırmış'' demiştim, artık o da başladı.  

ZUHAL TOPAL'A KOMPLO OLAYI  

Geçtiğimiz aylarda çok tepki alan Zuhal Topal konusuna da gelelim. Programda adaylardan biri ülke gündemiyle ilgili bir şeyleri protesto etmek amacıyla hararetli bir konuşma yapmak istedi. Adayın (amacı iyi ya da kötü her ne olursa olsun) sözünün kesilip konuşmasına müsaade edilmemesine kesinlikle katılıyorum. Eğer televizyon programlarında Beyaz'ın bir anlık hatası ve Okan Bayülgen'in protestocuya destek vermesi olaylarındaki gibi süreç devam ederse, her önüne gelen ekranda protestolar yapmaya çalışır. Bu açıdan Zuhal Topal bence doğru yaptı. Fakat Zuhal'in olayındaki aday, şehitlerimizle ilgili milli duygularından dolayı böyle bir denemede bulunduğu için durumun samimiyetle atlatılması gerekiyordu. Peki Zuhal Topal ne yaptı? Roman adayı sahneye alıp göbek attırdı. Herkes alkış tuttu. Yahu şehitlerimizden bahsedilen bir olayda göbek atmak da nerden çıktı? Bu konuda, Zuhal Topal çok büyük bir hiddetle 1 gün sonraki programında VTR destekli savunmasını yaptı. Olay anında gaf olduğunu düşündüğüm programın ardından Zuhal'in bu derece sert bir üslupla savunma yapması neredeyse fikrimi negatif yönde değiştirmeme sebep oluyordu. Neyse ki her iki programı da çok dikkatli izlemiştim ve olayın olduğu gün baş suçlunun programın yönetmeninin olması gerektiğini düşünmüştüm. Çünkü sunucular acil durumlarda bazı şeyleri toparlayamayabilir ama yönetmen ve ekibinin de toplu halde olayı yanlış anlayıp davul zurnaya çevirmesi büyük bir hataydı. Kasıt yoktur ama kesinlikle hata vardır. Bu olayın ardından bugün (31.03.2016) ''Zuhal Topal'ın programında rüzgar yapan adamın, Seda Sayan'ın teşvikiyle programı baltalamak üzere para karşılığı tutulduğu'' iddiaları yayıldı. Hatta bunu kanıtlamak üzere video da internete ve ajanslara düştü. Artık konu mahkemede çözülecek. Çözülürse ben de burada sonuca yer vereceğim. Bugün (01.06.2016) Zuhal Topal'ın programındaki Ahmet bir video ile bomba gibi açıklamalarda bulundu. Programda her şeyin senaryo olduğunu iddia etti. Ardından Esra Erol'un programındaki adaylardan birinin, her şeyin kurmaca olduğunu ve herkesin rol yaptığını itiraf etmesi, bizi bir kez daha haklı çıkardı. Artık her şey, çorba oldu. 

EVLİLİK MASKESİ ALTINDA DEJENERASYON ÇALIŞMASI 

Ekranlar vasıtasıyla ülkemize uygulanmak istenen dejenerasyonu engellemek için tüm televizyoncuların hassasiyet göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Dünyadaki dating programlarının sonu çıplaklık, yatak, havuz vb. sonuçla bitiyor. Bizimkilerin de masum başlayıp, ahlaksızca biten bir son bulmasına ''yapımcı ve izleyiciler'' bir olup engel olmalı. Dejenerasyonun önüne ancak böyle geçilebilir. Gece kuşağında naparlarsa yapsınlar ama gündüz bu işler olmaz. Diğer bir deyişle, Desti İzdivaç'tan Desti Kıran'a dönüşmesin programlar! Bir kast ajans sahibi arkadaşım sosyal ağlarda yayınladığı ilanda; ''Bir TV kanalındaki evlilik programı için başörtülü bayan adaylar arıyoruz'' diyordu. Yani durum vahim ve mutlaka el atılması gereken bir hal aldı. Kesinlikle, ''Programlar kaldırılsın'' demiyorum. ''Formatlarına el atılsın'' diyorum. RTÜK'ün bu tür programlara ''Dating - Çöpçatan'' kategorisi vermesi gerektiğini ve içerikleri eğer şimdiki şekilde devam edecekse yayın saatlerinin de uygun olmadığını söylemeliyim. Bu tür programlar akşam yayınlanmalıdır. Eğer ilk yıllardaki gibi yaşlıların, ayrılık yaşamış kişilerin katılacağı ve insana odaklı hayat hikayelerini de yansıtacak bir formatla yayınlanacaksa işte o zaman ülkemiz için kabul edilebilir hale gelecektir. Sonuç olarak, geçen gün bindiğim taksi şoförü ne iş yaptığımı sordu. ''Televizyoncuyum'' dedim. Bana cevabı; ''Meslektaş sayılırız ben de televizyondayım. Herkes tanır beni'' dedi. Yüzüne bir baktım ''Evet gerçekten ben bile tanıdım adamı''. Evlilik programı adaylarından biri işte! Her şey tamam da kendilerini televizyoncu olarak görmelerine ne diyelim artık? Evlilik programları meslek sahibi yapıyor''. 

BARIŞTIRMA PROGRAMLARI 

Yabancı ülkelerde uzun süredir 'Barıştırma' adı altında formatlar yayınlanıyor. Çoğulukla kurmaca hikayelerle stüdyoda kavga dövüş yapılan, masa sandalyenin konuştuğu ve işin karakolda bittiği programlar bunlar. İşe evliliği karıştırmadıkları sürece ''reality show'' olarak ülkemizde kabul edilebilir gördüğüm tür formatlar. Yeter ki evlilik meselesine dönülmesin. Bizim de bir süredir rafta beklettiğimiz çok özel bir evlilik formatımız var. İleride ülkemize harika bir dating formatı izleteceğiz! 



nanomag

Türkiye'nin İlk ve Tek IP TV Kanalı olarak 2006 Yılında Kurulan fortuna TV Channel, Kadına Özel Erkeklere Güzel içeriğiyle Türkçe ve İnglizce yayınlarına medya haberlerini ekleyerek aralıksız devam ediyor.


1 Görüş / Konu: “ÇÖPÇATAN EVLİLİK PROGRAMLARI BARIŞTIRIYOR

    1. Adsız12:01

      Evlilik adı altındaki çöpçatan programlarını en çok RTÜK seviyor

      YanıtlaSil

    Düzgün Türkçe ve hakaret içermeden yazılan yorumlarınız, editör onayından sonra yayınlanmaktadır. www.fortunaTV.com