MEDYA HABERCİSİ
Haber Ara

YERLİ DİZİLERDE YERSİZ HAREKETLER

Türkiye'de dizi sektörü Dünyada Brezilya dizilerinin yerini aldı. Yüksek kalite olmasalar da yurt dışına dizi satışlarımız bir başarı örneğidir. Girişimizden anlayacağınız üzere dizilerimizi eleştirmeden önce ''Diziler hangi kitleye hitap ediyor? Dizilerin hedefi nedir?'' sorularına cevap aramalıyız. Yerli dizilerin yayınlandığı saatler göz önünde bulundurulursa hedef kitlesi ''aile'' olmak zorunda. Yani, ''Biz aileye hitap etmiyoruz'' demek şansı yok. Peki dizilerimiz aileye hitap edebiliyor mu? Tamamına yakını hitap etmiyor. Kavga dövüş, mafya, köy ağalarının zulmü, alkol ve para ile dejenere hayatlara özendirilmesi, gayri ahlaki ilişkiler, aile içi çarpık ilişkiler, küçük yaşta kız erkek oyuncuların kucaktan kucağa gezmeleri, öpüşme sahnelerinin sıradanlaştırılması vb. bir çok eleştiriye açık dizi içeriği mevcut. Bu konuyu detaylandırmadan önce belirtmeliyim ki, dizilere en çok tepkiyi kadınlar vermekte. Çünkü dizilerin izleyici kitlesinin büyük bölümü kadınlardan oluşuyor. Özellikle bir ev ortamında dizinin izlendiğini gözümüzün önüne getirirsek, bir anne, kızıyla ekran karşısında oturuyor. İzledikleri dizide adamla kadın yaş sınırı olmaksızın yatak odasında icraat yapıyorlar. Hiç bir şey yapmasalar da yakın plan öpüşme sahneleri yansıtılıyor. Yani mutlaka göze sokacak bir şeyler buluyor yönetmenler. En önemlisi de, o sahnelerde oynayan gençlerin ana babası izlerken ne hissediyor çok merak ediyorum. Bir gerçek de var ki bazı anneler kızlarının elinden tutup şöhret olabilmesi için kapı kapı dolaşıyor ve her şeye razı oluyorlar. Ben de bir yönetmen olduğum için fazla detaya girmeden bir örnek vereyim. Bir kadın aradı; ''Kızımın bacakları çok güzel, onu bir projede oynatır mısın? Sana fotoğraflarını göndereyim bak'' dedi. Ben de; ''Yahu bir anne, kızı için nasıl böyle bir şey söyleyebilir. Ben o işlere bakmıyorum'' diyerek geri çevirmiştim. Bu en basit örnektir. Yönetmenler, yapımcılar ve kast ajansların başından neler geçiyor gerisini siz düşünün. Zannetmeyin ki eski Türk filmlerindeki şöhret için evini terk ederek kötü yola düşen kızlar artık yok. Hepsi gerçek ve halen var. Burada da iş babalara düşüyor. Çünkü kızların sırdaşı anneler olduğu için çoğu zaman babaların pek bir şeyden haberi olmuyor. Çocuklarını pervasızca şöhret hayaline kurban ediyorlar. Bu yüzden, izlediğiniz dizilerde ''rahat'' hareket eden bir çok oyuncu mevcut. Sanat adına her şey mubah olmamalı. Oyuncunun da kuralları ve ahlaki sınırları olmalı. Asıl konumuza dönecek olursak hayatta böyle bir gerçek var ama benim karşı olduğum kısım, bu tür gayri ahlaki hareketlerin televizyona yansıması. ''Alan razı veren razı'' diyemezsiniz. Bunu izlerken empati yapacak olursanız aile ortamı açısından son derece utanç verici bir şey. Mesela 10 yaşında çocuklar, 16 yaşında gençler ve anneleri bir arada oturup dizi izlerken bu sahnelere maruz bırakılıyor. Başlarını yana mı çevirseler? küçük çocukların gözünü mü kapatsalar? kanalı mı kısa süre değiştirseler? ne yapsalar da bu ortama maruz kalmaktan kurtulsalar? Çok basit bir düşünceyle o aile ortamını hayal ederseniz, aslında bunları benim yazmak zorunda kalmam kadar ayıp bir şey yok! Bunu yapımcı, senarist ve yönetmenin düşünmesi lazım. Toplumun değerlerini baz alarak üretim yapılmalı. ''Sanat için'' diyerek ahlaki değerler ayak altına alınmamalı. ''Gerçek hayatta olmayan bir şeyi yansıtmıyoruz'' diyenlere de sözüm var. ''O halde kendi yatak odanızı da ekrana yansıtın'' çünkü o da gerçek hayatta var olan bir şey. Hatta, insanın tabiatında olan tuvalet gerçeğini de dizilere yansıtın da orada deliğe neyi nasıl yapıyorsunuz televizyonda izleyelim! (Çıkarken sifonu çekmeyi de unutmayın!) ''Mahremiyet'' denen şeyi aklınızdan çıkarmayın lütfen. Eğer, uçkuru bozuk bazı yönetmenler, kendi fantazi dünyasını ekrana yansıtmaktan vazgeçemezse, senaryosuna ve yapımına güvenmediği için cinselliği kullamakta ısrarcıysa, o halde gece 12'den sonra izlenebilecek olan yapımlara devam edebilirler. Keyifleri bilir ama RTÜK bu yazımızdan sonra daha hassas davranacaktır ona göre. Çünkü sözümüz sadece dizi sektörüne değil RTÜK için de geçerli. Ekranda alkolü, tütünü, markayı, sahte kanı buzluyoruz ama genç kız ve erkeklerin öpüşme sahnelerini Türk toplumu açısından normal buluyor olacaksınız ki hiç ses çıkartmıyorsunuz! Dizilerdeki kanlı sahnelerden çok daha tepki çekmesi gereken bir durum aslında. Çünkü kanlar gerçek değil ve genellikle boya kullanılıyor. Fakat öpüşme sahnelerinin hepsi gerçek. Bunu vurguluyorum çünkü, RTÜK sahte kana ve şişe görüntüsüne ''Yasak'' diyor ama cinselliğe ''serbest'' diyor. Cinselliğin dozu olmaz! Ne diyeceğiz; ''Öpüştü ama fazlasını yapmadığı için kabul edilebilir'' mi diyelim? Sinemada serbestliğe sonuna kadar EVET diyorum ama televizyonda da tam tersine HAYIR diyorum. Sinemada tercih hakkınız olduğu için pek karışmamak lazım. Fakat diziler akşam saatinde açık kanaldan yayınlandığı için tercih şansı yok. Kumandayla gezerken bile olumsuz bir sahneye rastlamak mümkün. Bu yüzden, televizyonda sınırlama olması gerekiyor. RTÜK engel olamıyorsa dizilerde ekranda ''cinsellik'' simgesi sabit durmalı ve saatlerine gece ''00.00'dan sonra yayınlanma mecburiyeti'' getirmesi gerekiyor. Sonra da diyorsunuz ki ''Bu sapıklar tacizciler de çok çoğaldı, nereden türedi, eskiden bu kadar yoktu, hayret yaaa'' diyerek ağzını açıp geziyor insanlar. Nereden türedi? İşte buradan türedi uzaklarda aramayın. 



nanomag

FTV TÜRK, 1992'de planlanarak 1999'da teknik altyapı yatırımını tamamladı. 2006'da Türkiye'nin İlk ve Tek Dijital TV Kanalı olarak 7-24 yayına başladı. 2013'te HD yayına geçti. Medya Haberleri, Yaşam, Sanat içerikli Türkçe/İngilizce yayın yapıyor.


0 fortunaTV.com Konu: “YERLİ DİZİLERDE YERSİZ HAREKETLER

    Düzgün Türkçe ile hakaret içermeden yazılan yorumlarınız, editör onayından sonra yayınlanmaktadır. www.fortunaTV.com


İSTANBUL HAVA DURUMU