📺 MEDYA HABER

[tv][bsummary]

🎬 SİNEMAGAZİN

[sinemagazin][bsummary]

🎵 MÜZİKALİTE

[müzikalite][bsummary]

💎 MODERNİZE

[modernize][bsummary]

🔬 AKTÜEL

[Bilgisel][bsummary]

🗃️ DOKÜMAN

[Doküman][bsummary]

🚘 LANSMAN

[lansman][bsummary]

🏆 SPOR

[Spor Habercisi][bsummary]

🎤 RÖPORTAJ

[röportaj][twocolumns]

🚨 ALARM

[Alarm][bigposts]

SEÇİL ERZAN FON DAVASI VE FUTBOL CAMİASI

Denizbank Florya Şube Müdürü Seçil Erzan ve CEO Hakan Ateş'in adının karıştığı ''Kazançlı Fon Davası'' herkesin dilinde. Hemen herkes bu davayı takip ediyor ve bazı detaylara hakim. O yüzden burada farklı bir bakış açısı yakalayacağız ve fazla detaylara inmeyeceğim. Konuya başlamadan önce ilk sözüm bir kısım gazetecilere olacak. 

Medyadaki takım taraftarı gibi davranan gazetecileri, ''Fatih Terim Fonu'' başlıkları attıkları için kınıyorum. Bu başlıkların kasıtlı olarak atıldığını anlamak zor değil. Etik ilkelerimize hiç uymuyor ve sosyal medyada bazı televizyon kanallarını da bu konuda uyardık (Sonrasında avukatları da bizi teyit eden açıklamalar yaptı). Çünkü, şu anda bu olaya Fatih Terim de mağdur olarak dahil durumda. Kendisi fonun sahibi değil. Bu başlıkların itibar suikastı olduğu açık. 

Bir görüşme oldu mu bilmiyoruz ama bu olayla Sayın Cumhurbaşkanımızı ilişkilendirebilmek için kasıtlı seçilmiş cümleler kuran gazeteciler de var. ''Havaalanında görüşmüşler'' diye algı başlığı atıyorlar. Yahu görüşseler ne olur, görüşmeseler ne olur? Suç mu? Ne imasında bulunmaya çalışıyorsunuz! Futbol camiasında bir çok kişi Beyefendi ile her zaman görüşüyorlar ve taleplerini dertlerini zaten söylüyorlar. Başkanlık makamı dert dinleme makamı değil mi? Siz hiç Cumhurbaşkanı ile karşılaşıp derdini anlatmayan birini gördünüz mü? Paraları havaya uçup mağdur oldukları için tabii ki futbolcular da konuşmak ve bir çare bulmak istemiş olabilirler. Fırsatçılık yapalım derken dolandırıldıklarını düşündüğüm futbolcuların derdine derman araması kadar normal bir şey olamaz. Fakat böyle bir görüşme oldu mu o da bilinmiyor ki! 

Yeri gelmişken söyleyeyim. Bir foto karesinde yan yana gördüğünüz her bürokratı manşet yapıp, ''İşte o suçluyla fotoğrafı çıktı'' diyen de aynı gazeteciler değil mi? Bürokratı ziyarete gelen birinin sonradan suça karışıp karışmayacağının bir garantisi var mı? Bin bir çeşit vatandaşla bir araya geliyorlar. Yan yana foto çıkınca suça iştirak ettiği anlamına mı gelir? Gelmeyeceğini sen de biliyorsun da, küçük aklınla seni fonlayanların siparişiyle haber yapıyorsun. Bırakın bu işleri de ''Fon davası'' nasıl başladı onu konuşalım. 


SEÇİL ERZAN FON DAVASI VE FUTBOL CAMİASI 

Olayın baş rolü Seçil Erzan'ın İstanbul Florya şubesinde müdürlük yapması sebebiyle en yakın adresteki futbol kulübünde yüksek kazancı olan herkesi müşteri yapmak istemesi çok doğal bir durum. Hikayeyi en baştan incelediğimizde kendisi de; ''Çok borçlarım vardı. Bunu kapatabilmek için fon oluşturdum. Çevredeki yüksek gelirli kişilerle irtibat kurarak, özel bir fon olduğunu ve para yatırırlarsa çok kazanacaklarını anlatarak ikna ettim. Fakat sonra fonu toparlayamadım'' demiyor mu? Mağdur olduklarını söyleyenlerin kanadından bakacak olursak, bir banka müdürüne inanmaları son derece normal. 

Başlarda Fatih Terim gibi birini portföyle eklerse başka müşterileri de ikna edeceğini bilerek ''müşteri toplamaya çalışan masum bir banka müdürü'' imajı var. Bu şekilde gelen bir banka müdürü sizi de her türlü ikna edebilir. Fatih Terim'i ikna edince, onun ardından Arda Turan, Emre Belözoğlu, Fernando Muslera, Selçuk İnan, Emre Çolak ve Semih Kaya gibi isimlerin de bulunduğu onlarca kişiyi dahil etmesi hiç zor olmamıştır. Hatta sayıları az bile denebilir. Bütün kulüplerden yüzlerce futbolcu dahil olabilirdi. Şubenin Florya'da olması aynı adresi hedefe sokmuştur. Güven kazanma meselesine gelirsek Denizbank CEO'su Hakan Ateş'in de adı geçiyor. Müşterinin yatırımcının güvenmesi için tüm ortam müsait görünüyor. 

Şahsi kanaatime göre, şube müdürü Seçil Erzan yüksek kazanç vaadiyle futbol camiasını ikna ediyor. Futbolcular da; ''Oooo çok iyi tüyo aldık. Kimse bilmiyor. Güzel bir fırsat yakaladık'' düşüncesiyle basıyor paraları. Bilirsiniz, ''borsada tüyo vermek'' diye bir şey vardır. ''X firma yatırım yapacak. Kağıdı yükselecek'' vs. diye duyumlar olur ve borsa oynayanlar da o firmadan kağıt alırlar. Eğer o tüyo bir spekülasyon ise kağıt çakılır ve paran da batar. Aslında fon olayında da mağdurlar tarafından bakış açısının aynı şekilde olduğunu düşünüyorum. 

Futbolculara, ''Bu gizli bir tüyo. Siz parayı elden verin'' denmişse, onlar da fırsat yakaladığını düşünerek malını mülkünü ortaya koymuş olabilirler. Aradaki para alışverişlerinin ne şekilde yapıldığını mahkemeler sonuçlandıkça öğreneceğiz. Orası adli makamların işi. Biz burada suçluyu suçsuzu aramak yerine olaya farklı bir bakış açısı getirmek istedik. 

Kamuoyunda sık konuşulduğu için bir şeye daha değinmem lazım. Futbolcuların faize vs. girip girmemesi kimsenin konusu olamaz. Bu herkesin kendi dini yükümlülüğü. Bana dünya teklif edilse böyle bir fırsatçılığa girmem. Benim gibi düşünen milyonlarca insan olduğuna da eminim. Fakat kimin faize girip girmediği veya açgözlülük fırsatçılık yapıp yapmadığı bizleri ilgilendirmez. O herkesin kendi bileceği bir iş. Olay yargıya intikal ettiği için sonucu ve gelişmeleri takip ederek yazımızı güncelleyeceğiz. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Düzgün dille ve itham hakaret içermeyen yorumlarınız, editör onayından sonra yayınlanmaktadır. www.fortunaTV.com

🛒 ALIŞVERİŞ